menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Trump’ın ticaret savaşı ve Çin

141 0
18.04.2025

Trump, bir başkanlık kararnamesi ile 2 Nisan 2025’te ABD’nin gümrük tarifelerini yukarı çeken bir dizi değişiklik yayımladı ve aynı tarihi “bağımsızlık günü” olarak ilan etti.

“Bağımsızlık Günü”, böylece, ABD’nin korumacı bir dış ticaret politikasına tekrar geçişinin resmî tarihi olarak kayda geçti. Gerçi önce Trump, sonra da Biden yönetimleri, Çin’e karşı ayrımcı, tek taraflı önlemler uygulayarak uluslararası serbest ticaret ilkelerinin bekçisi olan Dünya Ticaret Örgütü kurallarını çiğnemişti. 2 Nisan’da ilan edilen gümrük tarifeleri bu ayrımcılığı Çin dışına da taşıdı; genelleştirdi.

Yeni gümrük tarifeleri, asgari yüzde 10’dan başlıyor. 60 civarında ülke veya ticaret bloku arasında daha yüksek düzeylerde farklılaşıyor. Farklılaşma derecesi, ilgili ülke ile ABD arasındaki dış ticaret dengesine göre belirleniyor. Hizmetler hariç dış ticarette ABD’nin açık verdiği ülkelere daha yüksek (“cezalı”) oranlar uygulanacaktır. “Cezalı oranların tespitinde”, arkadaşımız Hayri Kozanoğlu’nun “basit bakkal hesabı” olarak adlandırdığı bir formül kullanılıyor (BirGün, 8 Nisan).

Tarife oranlarındaki farklılaşmada 2024’ten örnekler verelim: ABD’ye 439 milyar dolar dış ticaret fazlası veren Çin’e uygulanacak gümrük tarifesi yüzde 34; dış fazlası 236 milyar dolar olan AB’ye yüzde 20 olarak belirlendi. Bu farklılaşmanın yüzde 45-50 arasındaki zirvesinde dört yoksul Güneydoğu Asya ülkesi yer alıyor. Hammadde ihracatında uzmanlaştıkları için ABD’ye dış ticaret fazlası verdikleri anlaşılıyor.

Trump’ın “bakkal hesabı yükseltilen gümrük oranları” ile başlattığı ticaret savaşı, pahalılaşan ithalatın ülke içinde üretileceği; sonunda ABD’nin dış ticaret açığını ortadan kaldıracağı beklentisine dayanıyor. Ne var ki, kahve, çay, kauçuk gibi ürünlerde ihracat sayesinde Amerika’ya dış fazla veren Güneydoğu Asya ülkelerine uygulanan yüksek oranlı (“cezalı”) tarifelerin ABD’yi bu ürünlerde ithal ikamesine yönlendirmesi pek beklenemez…

Trump’ın “otomatik ithal ikamesi” beklentisi, kırk yıllık neoliberal dönemde tedarik zincirleri içinde bütünleşen dünya ekonomisi ile uyumsuzdur. Biden yönetiminde ABD Güvenlik Danışmanı olan Jake Sullivan, bu konuda gerçekçi tespitler yapmış ve çözümü açıkça Çin’i örnek alan ve devletin üstlendiği bir sanayi politikası içinde önermişti. Bu........

© soL