Baskı, baraj, yasak… Yine de örgütleneceğiz!
Maaş günü gelmeden cebindeki para tükenen milyonlarca işçi var bu memlekette. Sabahın köründe çıkıp gecenin karanlığında dönenler, torna tezgahının, inşaatın, fabrikanın gürültüsü içinde ömür tüketenler... Herkes kendi yükünü tek başına sırtlanmış gibi yürüyor. Oysa insanın en ağır yükü yoksulluk değil, yalnızlıktır. Omuz omuza durmanın, hakkını birlikte aramanın gücü zayıfladıkça ekmek daha da küçülüyor, umut daha da eksiliyor. İşte asıl pranga budur: İnsanı yalnız bırakan örgütsüzlük.
Kapitalist üretim bir yandan artı-değeri üretirken diğer yandan artı-değer sömürüsünün sürekliliğini sağlayacak siyasal ve hukuksal yapıları üretir. İşçi sınıfının örgütsüzleştirilmesi, toplu pazarlık gücünün kırılması ve grev hakkının fiilen ortadan kaldırılması bu yapıların işleyişinin ürünüdür. Bugün ülkede yaşadığımız gerçek tam da budur. DİSK-AR'ın yayınladığı Sendikal Haklar Raporu, bu gerçeği bütün açıklığıyla ortaya koyuyor.
Resmi istatistikler sendikalaşma oranını yüzde 13,8 olarak açıklıyor. Ancak bu hesaplama yalnızca sigortalı işçileri kapsıyor ve milyonlarca kayıt dışı işçiyi dışarıda bırakıyor. Kayıt dışı çalışanlar da eklendiğinde fiili sendikalaşma oranı yüzde 13'e düşüyor. Ülkemizde çalışan her yüz işçiden yalnızca 13'ü sendikalı, 87'si ise örgütsüzdür. Kamu işçilerinin görece yüksek sendikalaşma oranı genel ortalamayı yukarı çekiyor. Oysa özel sektörde tablo adeta bir örgütsüzlük çölüdür. Kayıt dışı çalışanlarla birlikte özel sektörde fiili sendikalaşma oranı yalnızca yüzde 5,7'dir. Sömürünün en ağır yaşandığı yer aynı zamanda sendikal hakların en çok budandığı yerdir. En düşük sendikalaşma oranları inşaatta, turizmde ve ticaret-büro işkolunda görülüyor. İnşaatta sendikalaşma oranı yüzde 2,8'e kadar düşüyor. İş cinayetlerinin en yoğun yaşandığı sektörde aynı zamanda örgütsüzlük hakim durumda.
Kadın işçiler açısından durum daha da ağır. Kadınlarda fiili sendikalaşma oranı yüzde 9,6'ya kadar geriliyor. Ne var ki ücretli emek giderek kadınlaşıyor. Kadın emeği bakım yükü, kayıt dışılık, güvencesizlik, düşük ücret,........
