menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Seküler milliyetçiliğin Kürt sorunu

70 67
28.01.2026

Radikal sağın son yıllardaki yükselişi küresel bir olgu olarak karşımızda duruyor; neo-faşizmden sağ popülizme, dünyanın hemen her yerinde gözlemlemenin mümkün olduğu bir yükselişle karşı karşıyayız.

Günümüz radikal sağını kendisinden önceki örneklerden ayıran temel kriter göç meselesi. Faşizmde yabancı düşmanlığı hep vardı ama o düşmanlık Yahudilere, siyahlara, azınlıklara ya da düşman ilan edilen ülkelerin halklarına yöneliyordu.

Bugün ise baş düşman açık bir şekilde göçmenler; Amerika Birleşik Devletleri’nde Hispanikler ve Avrupa’da Müslümanlar, yeni radikal sağın baş düşmanları kategorisindeler ve radikal sağ da bu düşmanlık üzerinde yükseliyor.

Göçmenlerin radikal sağ ideologlar ve siyasetçiler tarafından hedef tahtasına yerleştirilmesinin buraların yerleşik halkları nezdinde böyle kolay kabul görmesi ise esas olarak sınıfsal. Göçün bizzat kendisi, küresel ölçekteki gelir dağılımının alt üst olmasının bir sonucu ise göçmenlere yönelik düşmanlık da Batılı ülkelerdeki son yıllarda hızla artan gelir dağılımı bozukluğunun bir sonucu.

Kapitalizm 2008 krizinden beri belini doğrultabilmiş değil ve 70’lerin sonundan itibaren izlenen neoliberal politikalarla birlikte, bunun faturasının alt sınıflara, çalışanlara, işçi sınıfına kesildiği açık. Batı solu ise çoktan sınıf mücadelesinden vazgeçmiş durumda ve kimi istisnalar dışında alternatif bir devrimci hareketin, işçi hareketinin yükselişinden bahsetmek de mümkün değil.

İşte bu tablo, radikal sağın yükselişinin gerisindeki ana faktörü oluşturuyor; günümüz faşistleri kapitalizmin tahrip edici politikalarının, alım gücünün düşmesinin, işsizliğin, gelir dağılımındaki bozukluğun faturasını göçmenlere kesiyorlar ve bu da devrimci bir sınıf siyasetinin olmadığı bir konjonktürde kitleleri cezbediyor, faşizm 1930’lar dünyasındakine benzer bir şekilde en parlak günlerini yaşıyor.

Türkiye de elbette ki bu küresel yükselişin dışında değil; iktidarda Türk sağının iki büyük damarından gelen iki parti olmasına rağmen, muhalefette de radikal sağ bir yükselişin olduğunu söylemek mümkün. Son yıllara kadar resmi olmayan milliyetçiliğin taşıyıcılığını MHP üstlenmişken, artık ona meydan okuyan farklı rakipler var ve bunlardan ilki İYİP, ikincisi de Zafer Partisi. Ancak mesele sadece bu iki parti değil; esas olarak gençler arasında radikal sağın bu partileri de aşacak şekilde hızla yükseldiğini, irili ufaklı çok sayıda........

© soL