Nükleer cehennemin kapıları
Savaşın beşinci haftasını geride bıraktık. İran, en iyi savunma saldırıdır yönetimiyle savaşmayı sürdürüyor. Pek de iyi yapıyor.
Tahran Hürmüz Boğazı'nın denetimine ilişkin taktiğinde de bir değişikliğe gitti. Savaşın ilk günlerinde dünya ekonomisinin boğazını sıkan İran, mengeneyi şimdi yavaş yavaş gevşetiyor. Bu savaşın gelişimiyle bağlantılı bir yöntem uyarlaması mı yoksa önceden planlanmış bir şey miydi anlamak güç. Her koşulda başarılı bir taktik olduğu söylenebilir.
Savaşın başında Boğaz’ın kapanmasının yarattığı şok etkisi uluslararası sermaye düzenini öylesine sarstı ki, İran petrolü üzerindeki ambargo fiilen kaldırıldığı gibi satış fiyatı da yükseldiği için Tahran’ın petrol gelirleri arttı. Hürmüz’e ilişkin planın ikinci aşaması ise, İran’ın bu geçişi tam anlamıyla denetim altında tuttuğunu gösteriyor. İran tek tek ülkelerle pazarlık ediyor, belirlediği geçiş ücretini Fransa gibi ülkelere dahi ödetiyor. Hindistan yedi yıl sonra ilk kez İran’dan petrol almaya başladı.
Savaşın pahalı bir eylem olduğunu bilmeyen yok. İran uzun yıllardır hazırlanmış olduğu bu savaşı şimdi savaşırken finanse edebilir hale geldi.
Savaşın ekonomi cephesinin petrol boyutundaki bu gelişmeler küresel petrol fiyatlarındaki yükselişi frenlemiş görünüyor ama İsrail Birleşik Devletlerinin saldırısının olumsuz yansımaları petrolle sınırlı değil. Gübre meselesi hâlâ yakıcılığını koruyor. Türkiye gibi kendi tarımını sabote etmenin yöneten sınıfın zenginleşmesi için bir araç için kullanıldığı ülkelerde bunun sonuçlarını göreceğiz. İthal ve pahalı gübre önümüzdeki yıldan itibaren enflasyonu daha da yukarı çekecek.
Diplomatik cephede ise bir durgunluk dönemine girmiş gibiyiz. Pakistan’ın ABD ile İran’ı İslamabad’da bir araya getirme çabaları sonuç vermedi. ABD’nin görüşme heyetine başkanlık edeceği söylenen Başkan Yardımcısı Vance’in iki kez kendisini Pakistan’a götürecek uçağın kapısından döndüğü söylendi. Pakistan’ın Mısır, Suudi Arabistan ve Türkiye’yi bir araya getirdiği Dışişleri dörtlü zirvesi de tarihin arka sayfalarından birine diplomatik turizm faaliyeti olarak kaydedildi. Pakistan Dışişleri Bakanı’nın Pekin’e yaptığı ziyaret de Çin’in yoğurdu üfleme politikaları değişmediği için sonuçsuz kaldı. Oysa ziyaretin haberi geldiğinde yayılan haberler İran’ın Çin’in olası bir barış anlaşmasında garantör olmasını istediği yönündeydi. Pakistan-Çin ortak bildirisi uluslararası ticareti öne alan bir içerik taşıyordu ve emperyalist saldırıya karşı bir duruş içermiyordu.
Türkiye’nin “çabalarını” da ihmal etmeyelim. Sahibinin Sesi ajansının bakarsak, Dışişleri Bakanı Fidan her........
