ABD ve AB’nin maraz aşkında son gelişmeler
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Münih Güvenlik Konferansı’nda yaptığı konuşma tartışılıyor.
Rubio’nun ne menem bir yaratık olduğunu anımsatmazsak konuşmaya dair söylenecekler eksik kalır. Marco Rubio Küba kökenli bir ABD’li siyasetçi. Babası ve annesi 1956’da yani Küba Devrimi’nden önce, ABD yanlısı Diktatör Batista döneminde halen geniş bir Kübalı nüfus barındıran Miami’ye göçmüşler. Rubio ABD doğumlu. Buna rağmen Rubio’nun anlatmayı en çok sevdiği öykü ailesinin Kübalı komünistler yüzünden ABD’ye göçmeye zorlandıkları. Yalanı yüzüne vurulunca hikâyeyi “memleketlerine döneceklerdi ama komünistler yüzünden dönemediler”e çevirmiş. Rubio birçok benzeri gibi yalancı, ilkel ve ahlaksız bir anti-komünist.
Öte yandan, Trump yönetiminin Küba’ya karşı geleneksel ABD saldırganlığının şu sıralar vites yükseltmesinde Rubio ve içinden çıktığı Miami Küba mafyasının önemli payı olduğunu da es geçmeyelim. Bu mafya ABD’nin geri alarak yeniden batakhaneye çevireceği bir Küba’da kompradorluk rolünü üstlenme rolüne çoktandır hazırlanıyor.
Yeri gelmişken anımsatayım. Küba’ya yönelik Yanki haydutluğuna karşı insanlığın sesini duyurmak ve insanlığı savunmak için hazırlanan şu bildiri imzalarınızı bekliyor.
Konumuza dönelim. Rubio’nun bir özelliği de Çin ve ÇKP düşmanlığı. Çin karşıtı açıklamaları sebebiyle 2020 yılında Çin’e girişi yasaklanmış. Bu yasağın devam edip etmediğini bulamadım ama Trump’ın söylediği gibi Nisan ayında Şi Jinping’in ABD ziyareti gerçekleştikten sonra ABD Başkanı iade-i ziyaret yapmak isterse Dışişleri Bakanı Rubio’yu yanında götüremeyebilir. Aslında daha güzeli, geldiği uçakla geri postalanması olur.
Rubio, Cumhuriyetçi Parti’nin erken parlayan yıldızlarından. Genç yaşına karşın, 2011-2025 yılları arasında kesintisiz olarak bu partiden Florida Senatörlüğü yapmış. 2015’te Trump’a karşı Cumhuriyetçilerin Başkanlık adayı olmuş ama kaybetmiş. Bu arada, 2028’deki Başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçilerin adayı olması yüksek bir olasılık olarak değerlendiriliyor.
Rubio her zaman Cumhuriyetçilerin Latin Amerika konusundaki etkili isimlerinden olmuş. Bu arada ABD’nin ilk Latin kökenli Dışişleri Bakanı olduğunu da ekleyelim. Ailesi Katolik, kendisi ise yine diğer benzerleri gibi “ABD Doları Kilisesi”ne mensup.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Mühih Güvenlik Konferansı’nda yaptığı konuşma bilmem kaçıncı kez “ABD’nin kurallara dayalı uluslararası sistemin sona erdiğini ilan ettiği” şeklinde yorumlandı.
Konuşmasının bir bölümünde mealen şunları söyledi:
“Batı beş yüzyıl boyunca, misyonerleri, hacıları (pilgrims), askerleri ve kaşifleriyle yeni kıtalara açıldı ve geniş imparatorluklar kurdu. 1945’ten itibaren ise, Kristof Kolomb döneminden bu yana ilk kez gerilemeye başladı. Avrupa harabeye dönmüştü ve halkın yarısı Demir Perde gerisinde kaldı. Batının büyük imparatorlukları, Allahsız Komünist Devrimler ve sömürgeciliğe karşı ayaklanmalar yüzünden nihai çöküş dönemine girdiler. Bu gerileme dünyayı........
