menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

'Yeşilada' krizi çözüldü mü?

24 8
26.01.2026

Bir ara küresel çapta bir hastalık haline gelmişti Vikingler konusu başarılı bir televizyon dizisi sayesinde. Türkiye de nasibini almıştı elbette. Yakışıklı adamlar, güzel kadınlar, alabildiğine yiğitlik, kahramanlık cazip gelmişti insanlara. Biraz düşününce anımsadım. Benim bu Viking meselesiyle tanışmam önce sinema sayesinde olmuş. Kirk Douglas ve Tony Curtis’in başrolde oldukları 1958 yapımı bir Hollywood dev prodüksiyonu. Çocukken televizyonda siyah beyaz izlemiştim. Sonra renklisini yine TRT’de muhtemelen birkaç kez daha seyrettim. İz bırakan bir filmdi. Üstüne bir de 1974 yapımı çizgi film var. Tek kanallı TRT’de onu da kaçırmazdım elbette. Mucit bir Viking çocuğunun hikayesi.

Uzatmayalım, Viking tarihi, olduğu kadarıyla medeniyeti, mitolojisi son 50-60 yıldır popüler kültürün bir parçası. İşin politik yüzü çok daha sıkıntılı. Vikingler, faşizmin, nazizmin, beyaz üstünlükçülüğün, düpedüz ırkçılığın tepe tepe kullandığı bir malzeme.

Ne kadar doğru ne kadar yanlış bilmiyorum ama bu Viking mitosunda anlatılan bir anekdot var. Malum bunlar denizci bir halk. Habire gemilerine binip ağırlıkla Batı’ya doğru şanslarını deniyorlar. Coğrafya kaderdir deniyor ya olur olmaz. Burada bir karşılığı var, çünkü doğu ve kuzeydoğu istikametinde deniz hemen bitiyor. Ya buzlar ya da Rusya. Oralara da gitmişler elbette. Nehirleri kullanarak İstanbul’a kadar da inmişler.

Batı’ya yelken açtıklarından ilk ayak bastıkları toprak parçası Faroe Adaları, sonra İzlanda, sonra da Grönland. Britanya’yı da atlamayalım. İngiltere tarihinin en önemli bileşenlerinden biri Vikingler. Bu gariplerin derdi sürekli donmayan topraklar bulmak. Anlaşılır bir kaygı. İzlanda’ya çıktıklarında küt diye Buz Adası adını vermişler. Her yer donuk değil ama pek bereketli bir yer de sayılmaz. İzlanda’nın kolonizasyonu çok uzun sürmüş. Çok telefat vermişler. Bir de isimden dolayı fazla meraklısı da çıkmamış. Adanın nüfusu bugün dahi 300 bin civarında. Grönland kıyılarına varınca aynı hatayı yapmayalım, bari isimden kaybetmeyelim diye “Yeşilada” demişler. Buz aynı buz, soğuk aynı soğuk ama II. Buz Adası deseler baştan kaybedecekler. Malum, marka imajı meselesi.

Yani küresel iklim düzensizliği nedeniyle ancak 20. yüzyılda toprağın buzunun yer yer çözüldüğü Grönland’ın isminin hiç de bilimsel olmayan hikayesi bu.

ABD’nin uzun süredir göz koyduğu ama Trump’ın ciddi ciddi çökmeye niyetlendiği Grönland’da 50 bini yerli 56 bin kişi yaşıyor. Yerliler İnuit. Başka bir deyişle Alaska’da, Kanada’nın kuzeyinde, hatta Rusya’nın kuzeyinde yaşayan halkların bir parçası. 4500 yıl önce oralardan gelmiş yerleşmişler. Sonrası Viking işgali, kıyım, zorla Hristiyanlaştırma, asimilasyon ve Avrupa’nın Avrupa’daki bir sömürgesi olmak.

Dünyanın çıldıran gündemi içerisinde Suriye, İran ve Ukrayna gibi dişli rakipler arasından sıyrılmayı başaran ve halen süren Grönland krizinin pek hayırlı -sonuç demeyelim şimdilik ama- yansımaları oldu.

Bir kere şu gerçek net ortaya çıktı. NATO üyesi olmanız sizi ABD emperyalizminden ve sermayenin açgözlülüğünden........

© soL