Yorumun yorumu ya da bir film yorumunun düşündürdükleri
Bugün tesadüf eseri France Inter radyosunda Xavier Giannoli’nin yönettiği ve Jean Dujardin’in başrolde oynadığı 18 Mart'ta vizyona girecek olan Les rayons et les ombres (Işınlar ve Gölgeler) adlı bir film ile ilgili bir konuşmaya denk geldim. Aslında amacım bir film yazısı yazmak değildi fakat Jean Dujardin’in filmde canlandırdığı Jean Luchaire karakteri kafamda yine birçok soru işaretinin doğmasına neden oldu. Çünkü film JL adında gerçekten yaşamış birinin hayat hikâyesini anlatıyor.
Olay İkinci Dünya savaşında geçiyor ve Jean Luchaire (1901-1946) dönemin pasifist, hümanist liberal solcu bir aydınıdır. Babası da ünlü bir akademisyen olan bu zat gazetecilik yapıyor ve Les Nouveaux Temps (Yeni Zamanlar) diye o dönemin tanınmış Nazi yanlısı bir derginin baş editörlüğünü üstleniyor. İki Dünya Savaşı arası döneminin Fransa’da hümanist liberal sol çevrelerin çok önemli bir siması zamanla Nazilerle işbirliği yapıyor ve savaş sonrası 1946 yılında Fransız devleti tarafından işbirlikçilik ile vatana ihanet suçundan yargılanıp idama mahkûm ediliyor ve kurşunlanarak öldürülüyor. Les Nouveaux Temps günlük gazetesi 1 Ekim 1940 yılında yayın hayatına başlıyor ve De Gaulle’ün Paris’e girmesinden dört gün önce 17 Ağustos 1944 yılında yayın hayatını sonlandırıyor. Gazetenin ilk sayısının başyazısı J.Luchaire imzasını taşıyor ve yazı Avrupa’da yeni bir dönemin başladığını müjdelerken Fransa’nın Nazi Almanya’sıyla beraber hareket etmesi gerektiğini savunuyor. Bundan sonra da gazete Nazi yanlısı ve Bolşevizm karşıtı çizgisini 4 yıla yakın bir zaman içinde korumuş oluyor. Gazetenin diğer nüshalarında ne var ne yok bilmiyorum ama taranırsa Nazi sempatizanı liberal ve sol düşünürlerin ilginç yazıları karşımıza çıkacağını tahmin edebiliyorum.
Neyse tekrar konumuza döndüğümüzde Jean Luchaire’in hümanist liberal solculuktan Nazi yanlılığına dönüşümü aklıma Simone Weil’i getiriyor. Fakat hakkını yemeyelim Simone Weil (1909-1943) Marksist bir felsefeciyken Katolik düşünceye dahil oluyor olmasına ama hiçbir zaman Luchaire gibi Nazi işbirlikçisi olmadığı gibi Katolik düşünceyi benimsemiş olmasına rağmen militan direnişçiliği bırakmıyor ve İspanya İç Savaşında Franco’culara karşı Cumhuriyetçilerle beraber savaşıyor. Bazı yazılarımda Simone Weil’i tam olarak anlamadan biraz ağır eleştirmiş olabilirim ama bu yazımda onu yapmayacağım fakat yine de Jean Luchaire ile kıyaslama ihtiyacı duyacağım. Bu iki insanın ne entelektüel ve bilgi birikimleri ne de düşünce dünyasına katkıları kıyas bile edilemez. Her ikisi de farklı kulvarlardan geliyor, Weil başta Marksist bir felsefeci, Luchaire ise başta liberal sol çevrelerde çok tanınmış bir gazeteci. Fakat her ikisi de (biri Katolikliğe, öteki Naziliğe) farklı ideolojilere evriliyor. Bu iki insanın ortak noktalarına gelirsek........
