menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mekânın çözülüşü: Kapitalizm ve şiddet

20 0
04.03.2026

21. yüzyılın en belirleyici dönüşümlerinden biri, mekânın anlamının köklü biçimde değişmesidir. Bu değişimde zamana karşı yarışan kapitalizmin şiddeti belirleyici konumdadır. Özellikle şu son 20 yıl kapitalizmin ciddi krizlerine sahne olmuştur. İlk olarak 2008 dünya finansal piyasalar krizi bunun en büyük örneğidir. Sonrasında Covid-19 pandemisi sonucu dünya genelinde ölen milyonlarca insan küresel kapitalist üretim biçimini ve sağlık politikalarını ciddi şekilde sorgulanmasına neden olmuştur. 

Kapitalizmde bütün bu sosyal sıkışma beraberinde daha fazla baskıyı ve şiddeti getirmiştir. Bilişim sektöründeki teknolojik gelişmeler mekânları birbirine yakınlaştırırken aynı zamanda tamamen çözülmelerine sebep olmuştur. Kapitalizmin doymak bilmez kâr iştahı onu daha fazla sınır tanımaz akışkan hale getirirken zamanı ve mekanı da sürekli yeniden düzenlemektedir. Diğer yandan son 20 yıldan beri iyice belirgin hale gelmiş kapitalizm krizi (2008, kovid vs.) devletleri yeni nüfus ve kaynak arayışına itmektedir. 

Bunun bugün en büyük iki örneği biri ABD’nin Venezuela’da yaptığı operasyondur, diğeri ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıdır. Bundan yaklaşık 2 ay önce Venezuela Başkanı Maduro, ABD askerleri tarafından Karakas’ta kendi evinden apar topar kaçırılıp ABD’ye götürüldü. Dört gün önce ABD ve İsrail İran’a saldırdı ve İran’ın dini lideri dahil olmak üzere birçok hükümet üyesi ve bürokratı hava saldırısı sonucu öldürdü. Bugün öldürülen Hamaney’in yerine geçecek olan halefini belirlemek üzere İran’da bir okulda yapılmakta olan oylama esnasında mekan aynı emperyalist güçler tarafından hedef alınıp imha edildi. İranlı yetkililerin her saniyesini takip edebilecek büyük bir teknolojik ağa sahip olan ABD ve İsrail savaşı cephelerden çıkarıp günlük hayatın içine sokmuştur. İnsanlık Venezuela başkanı Maduro’yu evinden kaçıran, İran’ın üst derece yetkililerini kendi çalışma mekânlarında öldüren emperyalist güçlerle karşı karşıyadır.

Diyebiliriz ki bir zamanlar savaşın, üretimin ve gündelik yaşamın birbirinden görece ayrılmış olduğu coğrafi düzen artık ortadan kalkmıştır. Eskiden savaş cephelerde gerçekleşir, üretim fabrikalarda yoğunlaşır, ev ise yeniden üretimin —dinlenmenin, ailenin ve özel hayatın— alanı olarak kalırdı. Bugün ise dron teknolojileri, hayalet uçaklar ve dijital ağlar sayesinde savaş da emek de gündelik hayatın tam ortasına yerleşmiştir. Ukrayna ve İran’da görmekte........

© soL