Kürt siyasetinde gerçeklik kaybı*
Uzun zamandır 21 Mart’lar Türkiye ve bölge siyasetinin kritik bir günüdür. “Newroz” alanları önemli saptamalara ve mesajlara tanıklık eder. Bu yıl telaffuz edilen sözler ise şimdiden uçup gitmiş görünüyor. Öcalan’ın mesajı ve kürsü konuşmalarının özetin özeti, çok önemli bir kavşak noktasında bulunduğumuzu söylüyor.
Yeni bir sayfa açılmış. Özgürce ve birlikte yaşamanın olanakları çoğalmış…
Bu iddianın bir de dipnotu var: “Süreç”in sürmesi için yasal düzenlemeler yapılmalı ve Öcalan’ın çalışabilmesi için yaşam ortamı iyileştirilmeli.
Bu sade özet kimseye gerçeklik duygusu vermeyecektir…
Öcalan’ın yaşam koşullarının iyileştirilmesine, hatta umut hakkı üstünden hapis yıllarına son verilmesine uygun bir psiko-politik iklim Türkiye’de ne kadar mümkündür, buna girmeyeceğim. İmralı mahkûmiyeti açısından ortada bir çarpıklık olduğu kesin. Abdullah Öcalan, 2024 sonbaharında Bahçeli el sıkışma turunu başlattığında ülke ve bölge siyasetinde “oyun kurucu” kadroya çoktan girmişti. Tırnak içinden çıkarıp doğru düzgün bir isim takamadığımız “süreç” Öcalan’ın da oturduğu geniş bir masada tasarlanmış olmalı. Egemen güçlerin çeşitli kanatları ve emperyalist projecilerin yer almamış olması düşünülemez... Filistin’den Suriye’ye, İran’dan Türkiye ekonomisine çok boyutlu bir konferans tahayyül etmeye çalışın. Öcalan kürsüyü en fazla kullanan katılımcılarından biri olmalıdır!
Müebbete mahkûm olmuşluğu ile bu politik etkinlik düzeyi arasında muazzam bir uyumsuzluk olduğu bellidir. Öcalan, neredeyse, hapisten ülkenin hatta bölgenin yönetimine ortak olmuştur! Bu uyumsuzluğun........
