Yaşamla yüzleşmek
Nuran Keleş isimli okurumun ilk romanı “Kırkından Sonra”, Ocak 2026’da basılmış, Luna Yayınları’ndan çıkmış bir kitap. Kitabını benle paylaşmak ve mümkün olursa görüşlerimi almak istemiş.
1981 doğumlu olan Nuran Keleş, 40’lı yaşlara geldiğinde yaşlılıkla ilgili düşüncelere yönelmiş, düşünerek ve yazarak hayatı yavaşlatmanın bir yolunu bulmak istemiş. Aslında mesleği diş hekimliği, amatör bir baterist ve sertifikalı bir fotoğrafçı, evli ve iki çocuk annesi.
Bu kadar genç yaşta, yaşlılık ve ölüme ilişkin düşünceleri dikkatimi çekti. Romanı okumaya başladım. Bir aile ilişkisi üzerinden insanların yaşama bakışları, yaşlı anne ve babanın durumu, kuşaklar arasındaki çatışmalar, hayatın anlamını arayış, insanın kendini yeniden inşa etme çabası, yaşlılıkta yaşam kalitesinin artırılması için öneriler, topluma düşen görevler, akıcı bir üslup ve kurgu ile anlatılıyor.
Romanı okurken ve okuduktan sonra Irvin Yalom’un (doğum 1931) “Güneşe Bakmak / Ölümle Yüzleşmek” kitabı aklıma geldi. Irvin Yalom, Yahudi asıllı Amerikalı bir psikiyatris, psikoterapist ve yazar. Profesör olarak akademik bir formasyonu da var. Yalom, varoluşçu psikoterapinin en önemli yaşayan temsilcilerinden de biridir.
Irvin Yalom’dan sonra yaşlılık üzerine bir eseri olan ünlü Romalı devlet adamı, filozof, hatip ve yazar Marcus Tullius Cicero’yu da (M.Ö 106 – 43) hatırladım. Cicero, 63 yıllık ömrünün son yıllarında, daha doğrusu 62 yaşında iken “Dostluk ve Yaşlılık” kitabını yazmış.
Nuran Keleş’in romanı bağlamında bu iki ünlü yazarın hayata bakışlarını, yaşlılıkla ilişkili düşüncelerini ve bir anlamda gençler açısından da yaşamla nasıl yüzleşilmesi gerektiğini aktarmaya çalışacağım…
“Kırkından Sonra” romanında uzun ilişkilerin sorunları anlatılırken “derinlikli ilişkilerin” nasıl kurulması gerektiği “aşk ve dans” benzetmesiyle ifade ediliyor. Şöyle ki:
“Aşk dans gibidir, ritmi zamanla değişir. Önemli olan dansın bitmesi değil yeni ritme uyum sağlanabilmesidir… Aşk, sadece ateşli bir yolculuk değil dostluk, saygı ve güvenle büyüyen bir yolculuktur”.
Kitapta, roman kahramanlarının ağzından hayatın anlamıyla ilgili sözler de yer alıyor: “Bir amacın peşinde koşmak”, bir arkeolog gibi “kendi hayatını kazmak” …
Yine romanda, “önemli olan yaşlılığın nasıl olacağı değil, kiminle yaşlanacağın” gibi çarpıcı sözler de var.
Bu kısa tanıtımda, romanın daha çok psiko-sosyolojik yönlerin ön plana çıkarmak istedim. Yoksa kişiler arasındaki ilişkiler bakımından merak edici bölümleri ve kurgusu da var.
Rahat okunan, sürükleyici romanın son bölümünde de, yaşlılığın ve emeklilerin sorunlarına değiniliyor. Roman kahramanı Dilek, “Hayat Ağacı” ismini verdiği bir You Tube kanalı üzerinden “yaşlılar için bir yaşam........
