‘Cumhuriyetin kuruluşu kadar önemli olan dönüşüm’ü halk ne zaman öğrenecek?
İktidar bloğunun Cumhuriyetle başından bu yana kavgalı olduğu biliniyor. Laiklik yerine cemaatçilik, eşit yurttaşlık yerine ümmetçilik, devletçilik yerine katıksız bir piyasacılık, AKP iktidarının sermaye sınıfıyla çeyrek yüzyıla yaklaşan buluşmasının maddi zemini. Bu zemin varlığını 12 Eylül darbesine borçludur.
Darbe, Türkiye tarihinin en önemli karşı devrim girişimiydi. Sermaye sınıfı ayak bağlarından kurtulmak için, işçi sınıfının bir toplumsal aktör olmaktan çıkarılması ile cumhuriyetin kazanımlarının tasfiyesini birlikte hedefledi.
İşçi sınıfını devreden çıkarmak için soldan kurtulmanız, solu toplumsal kaynaklarından uzaklaştırmak için onu vatansızlaştırmanız gerekir. Solun cumhuriyet fikriyle kavgalı hale gelmesinin bu açıdan da maliyeti büyük. Üstüne sosyalizm hedefinin silikleşmesi eklenince geriye her şeyi ikame eden bir “demokrasi mücadelesi” kaldı. Solun topluma vadettiği alternatif bu olabilir mi?
Türkiye solunu devrim fikrinden uzaklaştırmak 46 yıllık karşı devrimin pek de yüzleşilmeyen başarısıdır. Sol yıllardır düzenin iki sosyal demokrat partisi arasında salınıp duruyor, şimdilerde ise çıkışı onlardan birinin hizbinde arıyorsa, sermaye adına işleyen sınıf aklı başarılı olmuş demektir.
İktidara muhalefet edilir. Ama tek başına iktidara muhalefet düzene muhalefet etmek anlamına gelmez. Düzen siyaseti iktidarıyla, muhalefetiyle, kurumlarıyla bir bütündür. Çelişkileri ise yamandır. Bütünlük ile çelişkinin bir aradalığı Marksizm-Lenizmin eşitsiz gelişim yasasına tabidir. Türkiye kapitalizminin eşitsiz gelişimi, en çok düzen siyasetindeki gerilimlerde izlenir. Öyle ki düzenin iç gerilimleri geçmişte kendi temsilcilerini darağacına göndermekten çekinmeyecek kadar acımasızdır.
Bugün iktidar bloğunun içindeki kavga ile ana muhalefetin içindeki gerilim böyle bir bütünün parçası. Mesele söz konusu gerilimin yarattığı toplumsal ve siyasal kırılganlıkları solun değerlendirip kendi kulvarını güçlendirmesidir, düzen........
