menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Doğan Öz’den günümüze…

21 0
26.03.2026

Katledildiği 24 Mart 1978’den bu yana unutturulmayan Savcı Doğan Öz’ün anma toplantılarında dikkat çeken konuların başında, anma yılına kadar geçen süreçte ve anma yılında hukukun ve yargının içinde bulunduğu durumun analizi yer alıyor. Bunun nedenlerinden biri Doğan Öz’ün kişiliğinin, yaşamının, ilişkilerinin ve mesleğinin ders alınacak değerlerle, birikimle dolu olması. Bir diğeriyse Doğan Öz’süz geçen dönemde hukukta, yargıda ve hukuk mesleğinde gelişmelerin değil gerilemelerin baskınlığı.

Kimi olumlu örnekler olsa da hukuk ve yargının bütünsel olarak sıkıştırıldığı ya da kuyruğuna takıldığı güçlerden kurtulup toplumsallığa taşınamamasından söz ediyoruz.  Doğan Öz’den sonra, başka bir hukuk ve yargı yatağında akan süreçten, Savcı Zekeriya Öz ve günümüzdeki savcılıktan Adalet Bakanlığına geçiş örneklerinden söz ediyoruz.

Boyun Eğmeyen Hukukçular tarafından Doğan Öz dostlarının, Ömer Faruk Eminağaoğlu’nun ve bu satırların yazarının katılımıyla düzenlenen 48. yıl anmasında da benzer analizler yapıldı.

“Laik hukuk devleti” Cumhuriyetin temel ilkelerinden biri. Yargı önünde hak aramak, adil yargılanmak, sav-savunma-karar sacayağında eşit davranmak, yargı denetimi sonucunda hakkı olanı elde etmek hukuk devletinin olmazsa olmazı. Ancak yadsınamayacak bir gerçek var: Yargının da içinde olduğu devletin ve hukukun kendi başlarına ayrı bir tarihi yok. Hukuk ve devlet gibi yargı da sınıfsal.

Örneğin Kurtuluş Savaşıyla başlayan Sovyetler Birliği dostluğundan 1940’ların son çeyreğinden başlayarak kapitalist/emperyalist düzene eklemlenme sürecindeki uluslararası anlaşmalar ve Demokrat Parti döneminde yargı........

© soL