menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bizim talihsiz menümüz: Rubio’nun Hıristiyan milliyetçiliği, teknopatların idrarı, Cortez’in baklavası

98 12
21.02.2026

“Bir drone alıp, bizi kötüleyenlerin üzerine hafif fentanil katkılı idrar püskürtme fikrine bayılıyorum.”

“Düşmanlarımızı öldürüyoruz.” 

Bu sözlerin sahibi oyundaki rakiplerine öfkelendiği için öfke krizine girmeye meyilli bir bilgisayar bağımlısı ergene ait değil. Geçen sene sadece ABD’de 1,5 milyar dolarlık gelir elde etmesine rağmen Trump’ın vergi muafiyetlerinden dolayı bir centlik gelir vergisi bile ödemeyen en büyük teknoloji şirketlerinden Palantir’in kurucu CEO’su Alex Karp’ın sözleri.

Alex Karp, düşüncelerini kendine saklamayan özgüvenli bir iş adamı. Geçen sene kaleme aldığı “Teknolojik Cumhuriyet” ile görüşlerini kamuoyuna aktaran Karp, Batı’nın üstünlüğüne inanan sıkı bir milliyetçi. Karp’a göre bugüne kadar bireysel tüketime, sosyal medyaya odaklanan Silikon Vadisi büyük bir ihanet içerisinde ve teknoloji şirketlerine her türlü devlet desteğini veren Çin karşısında Silikon Vadisi dezavantajlı. Karp’ın bulduğu çözüm ise tekno-milliyetçilik. Daha önce nasıl ABD savunma sanayi için verdiği teşviklerle Silikon Vadisi’nin temellerini attıysa Karp’a göre şimdi de ABD devleti Silikon Vadisi ile birlikte çalışmalı, Silikon Vadisi’ndeki girişimciler haz odaklı projeler yerine Batı medeniyetini “düşmanlarına” karşı güçlendirecek silah, savunma teknolojilerine yönelmeli, kamu kaynakları teknoloji şirketlerine vergi muafiyeti, teşvik olarak aktarılmalı ve teknoloji şirketleri ulus devletin amaçları doğrultusunda gelişmeli. 

Karp aynı zamanda çok sıkı bir İsrail destekçisi. ABD ve İsrail’i protesto eden öğrencilerin Kuzey Kore’ye yollanması gerektiğine inanan biri. Palantir’in İsrail’e en çok silah ve savaş teknolojisi sunan yapay zeka şirketlerinden biri olması, Palantir’in kurucusu Thiel’in 11 Eylül sonrasında İslam ve Doğu’yu Batı medeniyetinin düşmanı olarak görmesi de tesadüf değil. 

Karp her ne kadar çılgın gibi konuşsa da savunduğu dünya görüşünü hayata geçiriyor. Birleşik Krallık’ın sağlık verilerine erişimi var, Savunma Bakanlığı ile birlikte çalışıyor, İsrail’e silah ve yapay zeka teknolojisi satarak Gazze soykırımına ortak oluyor, Trump yönetiminin kaçak göçmenlere karşı açtığı savaşın en önemli cephesini inşa ediyor, ABD hükümetinin elindeki tüm verilere erişerek herkesin takip edilebildiği bir sistem kuruyor.

Karp’ın düşmanı ise, çok kültürlü bir Batı’ya inanan “woke” (duyarbaz) Amerikalılar, Avrupalılar, Müslümanlar, Doğu ülkeleri, Filistinliler, Çin. Zaten Karp Palantir teknolojisi ile katledilen Filistinlilerin hepsinin “terörist” olduğuna inanıyor, bu nedenle pek de bir pişmanlığı yok. 

Karp’ın sözleri, duruşu ve görüşleri oldukça sert ve endişe verici.

Bu ırkçı teknopatın dünyanın en güçlü iş insanlarından birine dönüşmesi, milyonlarca insanın kişisel verilerine erişimi olması, bireysel sorumluluğu ortadan kaldıran kolektif katliam silahları üretmesi ise çok daha endişe verici. 

Fakat Karp’ın bu sert tonu Trump’ın yeni Amerikası’nda “istisnai küçük bir tatsızlık” değil. 

Aynı görüşü, aynı radikalliği çok daha “kibar” kelimelerle süsleyerek menüye ekleyenler, işin acısı bu görüşleri duyunca aymaz bir saflıkla ayakta alkışlayanlar da var.

“Tatlı” bir Haçlı Seferi

1963’ten........

© Serbestiyet