Bir Macar masalı: Yargıç Baka’nın muhteşem dönüşü
Ibolya Oláh, Macaristan’ın en güzel seslerinden biri olsa da maalesef doğum piyangosu konusunda pek talihli değil. Onlarca Avrupa Birliği ülkesi arasından Macaristan’da dünyaya gelen bir Roman müzisyen. Romanların en ağır şekilde dışlandığı ülkede doğdu. Üstüne üstlük, ülkeyi 16 yıl boyunca yöneten Orbán döneminde eşcinsel bir müzisyen olarak var olmaya çalıştı.
Bu bile genç sanatçı için büyük bir engelken, Oláh daha da zorunu seçti. Macaristan’ı temsil etmek için Eurovision seçmelerine katıldı, her seferinde Romanlardan muhtemelen nefret eden ortalama Macar seyircisine ulaşmak için uğraştı.
Katıldığı birçok televizyon yarışmasında başarılı olamadı. Talihini tersine döndüren ise tuhaf bir şekilde talihini karartan milliyetçilik oldu. Péter Geszt’inin vatansever şarkısı “Magyarorszag”’ı bir resmî törende seslendirdi. Gayri resmî bir milli marş haline gelen bu şarkıyı halk çok seviyordu. Roman şarkıcının yorumuyla daha da çok sevdi. Oláh yaşadığı tüm karışık duyguları şarkıya dökmüştü.
Roman bir müzisyenin milliyetçilerin sevdiği şarkıyı yorumlaması tek başına etkileyici bir sembol oldu. Geniş kitlelerin sevgisini kazanmıştı. Ne yazık ki tam da bu sebeple tepki gösterenler de az değildi.
“Bir Çingene nasıl bu şarkıyı söyleyebilir? Bu ne cüret!”
Ibolya Oláh’a verilen tepkiler Orbán iktidarının otoriterleşmesi ve milliyetçi dile savrulmasıyla birlikte daha da sertleşmişti. Genç şarkıcı ölüm tehditleri alıyor, şarkıyı söyledikten sonra yuhlanıyor, sahneden korumalarla inmek zorunda kalıyordu. En sonunda pes etmiş, şarkıyı bir daha söylemek istemediğini, içinden gelmediğini açıklamıştı.
Ta ki Orbán gidene kadar.
Konserlerin en güzeli
Ibolya Oláh, şarkıyı söylememe kararını 9 Mayıs 2026’da bozdu. Macar Parlamentosu’nun önüne kurulan sahnede şarkısını on binlerce kişi eşliğinde söyledi.
Belki de duygusal performansıydı. Şarkıyı söylemeye başladığı anda meydana toplanmaya başlayan binlerce Macar bayraklarıyla sahneye koşmaya başladı. Binlerce insan aynı anda Roman şarkıcıya eşlik edip ağlıyordu.
Sıradan bir konser değildi bu. Orbán’ın 16 senenin ardından ilk kez seçimleri kaybetmesi üzerine mecliste çoğunluğu ele geçiren muhalefetin göreve başlaması için yapılan bir kutlamaydı.
Orbán’ın hali vakti yerinde prenslerinden biriyken, önce görevinden istifa edip sonrasında bakan olan eşine dair skandalları ve yolsuzlukları ifşa ederek yeni bir muhalif parti kuran Péter Magyar’ın zaferi kutlanıyordu.
Magyar’ın yeni partisi girdiği ilk seçimlerde U oyla meclisin p’ini kazanmıştı.
Orbán uzun bir süreden sonra koltuğunu bırakmak zorunda kalmış, ülkede ilk kez değişim rüzgarları esmişti.
Halk büyük umutlarla meclisin önüne koşmuş, Magyar’ın yeni hükümetini alkışlamıştı.
İzledikleri sadece gençler arasında popüler olan Sağlık Bakanı’nın çılgın dansı değildi. Yıllar sonra halkın çok sevdiği bir şarkıyı halkla söyleme şansını yakalayan Ibolya Oláh’ı da alkışlamışlardı.
Ibolya’ya doğru koşan insanlar, yeni bir dönemin de kapısını aralamıştı.
Magyar bu coşkunun karşılığını hızlı bir şekilde vermek için hemen kolları sıvadı.
Daha önce pek siyasetle işi olmamış teknokrat ve uzmanlardan........
