menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

6 Şubat’ı normalleştirmişler… Yok, biz normalleşemedik!

6 8
31.01.2026

Bugüne, bir annenin notuyla başlayalım…

6 Şubat 2026’da 3 sene olacakmış! Ne 3 senesi… Ben, yaşadığım ömür kadar yaşlanmış gibiyim! Aynada bana bakan gözlerimin gördüklerindeyim, göremediklerindeyim! O sabah, 06-30’a kurduğum telefonumla uyanmadım, 04.17’de uyandım! Duvar kenarına doğru değil de, yatağımın diğer kenarına doğru uyusaymışım, üzerime düşecek elbise dolabımın altında kalacakmışım, ben de ölecekmişim… Yaşamışım yaşamasına da, şu geçen 3 senede kaç kez ‘keşke ben de ölseymişim’ dediğimi hatırlamıyorum! Eşim, ben, 2 çocuğumla, yağmurun altında, pijamalarımızla arabamıza doğru gitmeye çalışırken, “Anne, üşüdüm” diyen kızıma bakıp, ‘Annem…’ dediğimi hatırlıyorum. Annemin yerle bir olmuş evine ulaştığımızda, enkazı, kan revan içinde kalan ellerimle kaldırmaya çalıştığımı hatırlıyorum. Ne kadar oradaydım, hatırlamıyorum! Ellerimin acısını hiç hatırlamıyorum! Beni durdurmaya çalışan eşimi kenara itip, ‘Annem…’ diye bağırdığımı hiç hatırlamıyorum! Ben, onun küçük prensesiydim hep… Babamdan sonra, benim de çocuklarımın da 72 senelik çınarıydı… O günden sonra o enkaza 2. gün de geldim, 3. gün de! İlk saatlerin o ‘ses geliyor, burası!’ diyen umudunun yerini, bana acıyla bakan gözler kaldı, günler sonra… ‘Üşümüştür’ dedim, senin için, anne! Çok üşümüştür… Her sabah yatağından kalktığında giydiğin sabahlığını bulduğumuzda, toz toprak içinde, sanki sana sarılmışım, hiç bırakmamışım… Ben, gölgesiz kaldım, anne… Sensiz kaldım… Kızım, her yanıma gelip ‘anne’ dediğinde, üzerimdeki sabahlığına dokunuyorum hala, sessizce ‘anne’ diyen halimde!

Evet,

…6 Şubat’ın deprem gerçeğinde........

© sendika.org