Yoksulun filozofu
Ranciere, “Proleterlerin Gecesi” kitabında bambaşka bir şey tanımlar.
Bu işçiler, işçi oldukları için gurur duymuyorlardı. Aksine, işçi olmaktan nefret ediyorlardı. Geceleri şiir yazan marangoz Guany, “bizim sınıfımız” diye başlayan bir devrimci nutuk atmak yerine, burjuva şairlerin kullandığı ağdalı dili kullanarak doğayı ve aşkı anlatıyordu. Böyle yaparak da “düşünmek için zamana sahip olanlar” ile “sadece hayatta kalmak için çalışanlar” arasındaki o aşılmaz duvarı yıkıyorlardı. Ranciere’e göre gerçek devrim, fabrikaların işgal edilmesinden önce, işçinin gece yarısı eline kalemi alıp kendisine yasaklanan o “yüksek kültüre” ait kelimelerle kendi dünyasını anlatmaya başladığı an gerçekleşecekti.
Marx’ın “lümpen proletaryayı sert sözlerle tarif ettiğini bilmeyen Marksist neredeyse yok gibidir (Fransa’da Sınıf Mücadeleleri 1848-1850). Marx bu kitabında lümpen proletaryadan “serseriler, suçlular, fahişeler, ahlaksız düşkünler, hırsızlar, üçkâğıtçılar paçavralar, dilenciler” diye bahseder. Sefalet içinde yaşayan bu eşkıyalar, toplumun düşkün katmanlarına hapsolmuş “yedek sanayi ordusunun safrasından” başka bir şey değildir.
1830-1850 Proleterlerin Gecesi arşivi tutanaklarında bahsedilen işçiler ile, 1848-50 Fransa’da Sınıf Mücadeleleri kitabında tanımlanan Paris lümpen proletaryası, 18 Mart-28 Mayıs 1871 arası her iki kitabın anlattığı dönemde gerçekleşecek olan Paris Komünü (Üstelik Komünarların çoğunu oluşturan lümpen Paris halkının çoğunluğu oluşturduğu dikkate alınırsa) Marx’ta yoksulların sesinin çok dikkate alınmadığı, işçilerin tarihsel bir zorunluluğun nesnesi olduğu ve işçilerin kendi sınıfsal gerçekliklerini bilmeyen ve bilmediği için ifade edemeyen dilsizler olarak görme eğiliminin olduğunu, özellikle Fransa için yazdıkları dikkate alındığında pekala düşünülebilir. Böyle düşünen Ranciére’in Marx okumasında eşitlik ve özgürlük söylemleri birbirinden ayrılıp, Marx’ın da hiyerarşi söyleminin devam ettiricisi olarak görülmesi şaşırtıcı değildir.
Jacques Ranciere’in doktora tezi olan ve yıllar süren arşiv çalışmalarına dayanan “Proleterlerin Gecesi” (La nuit des proletarien) işçi sınıfı tarihine ve siyaset felsefesine alışılmadık bir perspektiften bakar. Kitap 1830-1840 yıllarında Fransız işçilerin günlükleri,........
