erkeksiz olmaz
ben ilkokuldayken akran şiddeti -kavramın adı bilinmese de- başımızın belasıydı. oğlanlar, kızları hırpalar, canımızı yakar, bazılarımızı ağlatırdı. asla ağlamazdım, dişime göre bulduğum oğlanlara karşı koyar ama kızları nedensiz üzmelerini anlayamaz ve çok öfkelenirdim. bunun, kendini güçlü hissetmekle ilgili olduğunu, oğlanların babalarının annelerine davranışlarından ilham aldıklarını çok zaman sonra anladım. yıllar sonra feminizme duyduğum ilgiyi ateşleyen o öfke oldu, bir de tabii aile içinde olanlar. “sekizde evde olacaksın”lar mesela.
geçenlerde abd’den sophie hagen adlı bir standup’çının bir videosunu izledim. mealen şunları söyledi: “bana sürekli ‘erkek düşmanı mısın’ diyorlardı, ben de ‘yok değilim’ falan diyordum. nihayet bir gün, ‘evet, erkeklerden nefret ediyorum’ dedim, ‘babandan da mı’ dediler. ‘asıl ondan’ dedim!.” ne kadar haklı. ben de rahmetli babamın hatırasını da incitmiş olmayayım ama kendisi de gayet iyi bilirdi ki, babayla barışık feminizm olmaz.
o öfke, feminizme doğru attığım ilk........
