Dünün buruk sıcaklığı: Nostalji
Bazı kokular vardır; insanı bir anda çocukluğuna ışınlar veya bir şarkı duyar, kendinizi birdenbire okul koridorlarında bulursunuz. Eski bir fotoğraf çıkar karşınıza, gözünüzde yalnızca görüntüler değil, o günün sesleri ve duyguları da canlanır. İşte burada devreye girer nostalji; geçmişin, bugünün içine sızması. Geçmişe veya eskiye özlem olarak nitelendirilen nostalji, aslında bildiğimizden daha güçlü ve çok daha yönlendirici bir itki. Bugün nostalji, yalnızca bireysel anıların tatlı bir yankısı değil, aynı zamanda toplumların, siyasetçilerin, markaların ve hatta kültür endüstrisinin elinde yeniden şekillenen bir araç. Üstelik bu araç, çoğu zaman masum bir hatırlama değil; geçmişi bugüne göre yeniden kurma çabası olarak çıkıyor karşımıza.
Nostalji çoğu zaman geçmişi olduğundan daha güzel hatırlamaktır. İnsan zihni acıları törpüler, zorlukları unutturur ve geriye daha parlak bir tablo bırakır. Bu yüzden sıklıkla duyduğumuz ve belki de söylemeye başladığımız “Ah nerede o eski günler” deyimi, çoğu zaman gerçek bir tarihsel değerlendirme değil, bugünün yükünden kaçma isteğidir. Nostalji burada bir kaçış kapısıdır, çünkü içinde bulunulan zaman bireyi zorluyorsa, insan zihni güvenli bir liman arar ve o liman çoğu zaman geçmiş olur. Ancak nostaljinin her türü bu kadar kişisel ve duygusal değildir. Bazı nostaljiler sadece geçmişi anmakla kalmaz; geçmiş üzerinden bugünü inşa eden bir karakter taşır.
Nostaljinin en güçlü ve tehlikeli biçimlerinden biri restoratif nostaljidir. Bu nostalji türü, geçmişin bir dönemini ‘altın çağ’ ilan ederek aynı düzeni geri getirme arzusuyla........
