menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kaf-Nun

36 0
24.02.2026

“Emr-i tekvinden gelen hurûfât, maddî kuvvet hükmünde vücud-u eşyada hükmeder. Ve emr-i tekvînî, âdetâ, ayn-ı kudret, ayn-ı irâde olarak tezâhür eder.”(Lem'alar, 28. Lem'a, Yirminci Nükte)

“Yaratma emrinden gelen harfler, eşyanın varlığında maddî bir kuvvet gibi hükmeder. Bu yaratma emri adeta kudretin ve iradenin ta kendisi olarak ortaya çıkar.”

Evet, zerreler, sonsuz ihtimaller vadisinde, her tarafa gidebilir bir vaziyette iken, kâinatı yaratan güç tarafından gelen bir emirle istikamete sevk edilirler. Bediüzzaman’ın “zerre” Risalesi’nde okuduğumuz da bugün modern bilimin parçacık dediği aslında Allah’ın belli bir frekansta her an titreşen enerji paketçikleridir. Her bir zerre, hareketli kalemiyle Sâni-i Zülcelâl’in kitâb-ı kâinatındaki cilvelerini yazar. İşte tam burada Bediüzzaman’ın ifadesi ile KAF-NUN TEZGÂHI karşımıza çıkmaktadır ki; Cenab-ı Hakk'ın kâinatla ve mahlûkatla münasebeti, alakası ve müessiriyeti; emir, irade ve ilmi beraber ihtiva eden “kün” emrine bakar. “Kün” emri ise; Arapça “ol” demektir, kaf ve nun harflerinden meydana gelir. Bediüzzaman bu iki harften oluşan “kün” emrine kaf, nun’dan müteşekkil tezgâh der. İşte bu tezgâhlarla mahlûkat dokunur, yaratılır.

O halde meşgul olduğumuz meselenin duygu, düşünce ve kaderimize........

© Risale Haber