Edebiyatın hüznü
Nahoş tatil. Öte beri. Ivır zıvır. Hayatın rutin akışı. Yaşamak katlanmaktır. Gündem sımsıcak. Her taraftan hukuksuzluk, adaletsizlik yağıyor üzerimize. Dördüncü dünya ülkesi olma yolunda hızla ilerliyoruz. Olduk belki de. Helal olsun bize! Birkaç köşe yazısı. Hepsinde mevzu aynı. Ama herkeste bir umutsuzluk, bir çaresizlik hakim. Türkiye'de kimse kazık kendisine girmedikçe başkalarının yediği kazıkla ilgilenmez diyen Aziz Nesin yine haklı çıktı. Dünün mağdurları bugünün mağrurları olmuş. Sadece mağrur değil, hakimi, kralı, sultanı, padişahı olmuş. Kürtler yine tarihsel bir yol ayrımında. Kullanışlı birer aparat. Kanmak, kandırılmak, hayal kırıklığı, boş vaatler biricik yazgısı olmuş hepsinin. Hayır hepsinin değil, namuslu olanların.
Dün "Allah gökte midir?" başlıklı bir münazara izledim. İlmi bakımdan hoşuma gitti. Ama sadece ilmi bakımdan. İki konuşmacı da geleneksel literatüre vakıf, birbirine saygılı. Peki kim haklı? İkisi de haklı. Hem de sonuna kadar. Çünkü ikisi de Kur'an ve Sünnet'ten delil getirmekte zorlanmadı. Bana kalırsa "Allah göktedir" diyenin getirdiği deliller çok daha bol ve muhkemdi. Son noktayı İmam Malik koyuyor: "İstiva malumdur, keyfiyeti meçhuldür." İmam Fahrettin er-Razi yine haklı çıktı: "Bana İslam adına ortaya çıkmış bir........
