Cevşen ve Risale-i Nur Külliyatı Işığında El-Celil ve El-Cemil
Cenab-ı Hakk'ın Celil ismi ve Celal sıfatı izzetini, azametini, kemalini, uluhiyetini, müdebbiriyetini, kudretini, kibriyasını, heybetini, kahrını, hiddetini hatırlatan ismidir.
Cemil ismi ve Cemal sıfatı Cenab-ı Hakk'ın hüsnünü, iyiliğini, rububiyetini, rahmetini, hikmetini, mehasinini, lütfunu, keremini, ikramını, inayetini, merhametini gösterir.
Allah’ın isim ve sıfatları başlıca celali ve cemali olmak üzere iki grupta toplanır.
"Arkadaş! Cenab-ı Hakk'ın sıfât-ı ezeliye âleminde biri celalî, diğeri cemalî iki türlü tecellisi vardır. Celal ile Cemal'in sıfât-ı ef'al âleminde tecellisinden; lütuf ve kahr, hüsün ve heybet tezahür eder." İşârât-ül İ'caz/73
Nevilerdeki külli tecelliler celaline ayine olurken fertte ki cüz'i tecelliler cemalini hatırlatır. Bir bardaktaki su cemalini gösterirken coşkun deniz celalini gösterir. Bir çiçekteki hayat cemalidir, ölümler celalidir. Cennet cemalidir, Cehennem celalidir. Yanardağdan fışkıran alevler celali iken evde çorbamızı pişiren ateş cemildir.
"Tecelli-i cemaliyeyi gösteren hayat; nasıl bir bürhan-ı ehadiyettir, belki bir çeşit tecelli-i vahdettir. Tecelli-i celali izhar eden memat dahi bir bürhan-ı vâhidiyettir." Sözler/327
Bütün herkesin rızkını vermesi celali iken, her bir ferdin rızkını vermesi cemali tecellidir.
"İsm-i Celal, ale'l-ekser nevilerde, külliyatta tecelli eder. İsm-i Cemal ise mevcudatın cüz'iyatına tecelli eder. Bu itibarla nevilerdeki cûd‑u mutlak, celalin tecellisidir. Cüz'iyatın nakışları, eşhasın güzellikleri cemalin tecelliyatındandır.
Ve keza celal, vâhidiyetin tecellisinden, cemal dahi ehadiyetin tecellisinden zâhir olur. Bazen de cemal, celalden tecelli eder. Evet, cemalin gözünde celal ne kadar cemildir, celalin gözünde dahi cemal o kadar celildir." Mesnevi-i Nuriye/211
Akşam, fırtına, dalgalı bir deniz, kış Cenab-ı Hakk'ın celalini hatırlatır. Denizin içindeki canlılar ve rızıkları cemalidir. Celali tecelliler, Cenab-ı Hakk’ın vâhidiyetine, cemali tecelliler ehadiyetine bakar.
"Eğer o yüksek hakikatleri yakından temaşa etmek istersen git, fırtınalı bir denizden, zelzeleli bir zeminden sor. "Ne diyorsunuz?" de. Elbette "Yâ Celil, Yâ Celil, Yâ Aziz, Yâ Cebbar" dediklerini işiteceksin. Sonra deniz içinde ve zemin yüzünde merhamet ve şefkatle terbiye edilen küçük hayvanattan ve yavrulardan sor. "Ne diyorsunuz?" de. Elbette "Yâ Cemil, Yâ Cemil, Yâ Rahîm, Yâ Rahîm" diyecekler.
Semayı dinle. Nasıl "Yâ Celil-i Zülcemal" diyor. Ve arza kulak ver. Nasıl "Yâ Cemil-i Zülcelal" diyor.......Ve insan olan bir insandan sor. Bak, nasıl bütün esma-i hüsnayı okuyor ve cephesinde yazılı. Sen de dikkat etsen okuyabilirsin." Sözler/358
İnsan olan bir insanda Cenab-ı Hakk'ın bütün esması tecelli ediyor. İnsan, kusur, naks, fakr, acz cihetiyle Fâtır-ı Zülcelal'in kemal, cemal, kudret ve rahmetine âyinedarlık eder. Esmaya külli manada azami derecede peygamberimiz(asm) mazhardır. Cenab-ı Hakk'ın isimlerine tam ayinedir. Peygamberimiz(asm) Cenab-ı Hakk'ın esmasına mazhar-ı câmidir. Miratı Muhammed’den Allah görünür.
"Ve gayet güzel bir cemal, kendini görecek ve gösterecek bir âyine iktiza eder. Ve gayet kemalde bir sanat, teşhirci bir dellâl ister." Lem'alar/364
Yeryüzünde genellikle Cenab-ı Hakk’ın cemali tecellileri ve rahmeti ön plandadır. "Rahmetim gazabımı geçti (Aclunî, Keşfü'l-Hafâ, 1/448)" hadisi de buna en güzel örnektir.
"Ve ism-i Cemil'in bir cilvesi olan bütün cemaller; yani cemal-i zat, cemal-i esma, cemal-i sanat, cemal-i masnuat dahi o âyine-i Ahmediyede görülür, gösterilir. Ve haşmet-i rububiyet ve saltanat-ı uluhiyetin cilveleri dahi o dellâl-ı saltanat-ı rububiyet olan Zat-ı Ahmediye'nin risaletiyle bilinir, görünür, anlaşılır, tasdik edilir." Lem'alar/365
Cenâb-ı Hakk'ı gösteren en güzel ayine Peygamberimizdir (asm).
Güneş zatî itibariyle Allah'ın Celal ismine mazhardır. Güneşin ışığıyla her bir nebatta tecellisi cemalidir fakat bütün yeryüzünü aydınlatması cihetiyle celalidir.
"Yani güneş ve arş gibi büyük cirmler, haşmet lisanıyla "Yâ Celil, yâ Kebir, yâ Azîm" dedikleri vakit; sinek ve semek gibi o küçücük zîhayatlar dahi rahmet lisanıyla "Yâ Cemil, yâ Rahîm, yâ Kerîm" diyerek o musika-i kübraya latîf nağamatlarını katıyorlar,........
