menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Elli Sene Önceden Ebediyete Uzanan Bir Minnet

14 0
18.05.2026

Sene galiba 1975 veya 76 idi. Ben o vakit 13-14 yaşlarında boylu poslu bir ortaokul talebesiydim. Rahmetli babam Türkiye Petrolleri'nin Batman rafinesinde çalışıyordu ve biz de âilece Batman'da idik. Babamın iş yerinden yakın, hatta çok yakın arkadaşlarından bir grup evimize misafir gelmişti.

Bir vesileyle ziyaret için evimize gelen misafirlerden biri zaten yakın arkadaşlık hukukları olan ve çeşitli vesilelerle sık sık bir araya gelen, Batman’daki Risale-i Nur hizmetleriyle mârûf şahsiyetlerinden Hacı Mirza Demir ağabey, öteki ise rahmetli Mehmet Uçar ağabeydi. Rahmetli babam Hacı Beşir Işık zaten Bediüzzaman’ın aşk derecesinde hayranıydı. 1945-1947 yılları arasında henüz 17-18 yaşlarında iken bir yakınıyla beraber ticaret için gittikleri şehirde Molla Said’in bulunduğunu öğrenince içinde karşı konulamaz bir arzuyla onu ziyaret etmek ister. Babam çocukluğundan beri, tıpkı ziyaret edeceği Nurlu şahsiyet gibi ateş parçası gibiydi; yerinde duramayan cevval, kınından çıkmış hançeri andıran yağız ve ateşin bir delikanlı gibiydi.

Hizmetindeki ağabeyler, pek ziyaretçi kabul etmeyen Üstadın rahatsız olmaması için her gelenle görüştürmüyordu. O hiperaktif, kabına sığmayan genç olan babam ısrar etmişti. Şimdi tafsilâtını hatırlamıyorum, fakat babam bir yolunu buldu. Soğuk havanın bıçak gibi kestiği kış günlerinden birinde ismini çok duyduğu Üstadı görmek için galiba biraz ısrarcı olmuş, ziyaret talebi kabul edilerek nihayet huzura çıkmıştı. Ziyaret sırasında baba tarafından Siirtli, anne tarafından ise Tillolu ve İbrahim Hakkı Hazretlerinin torunu olduğunu arz ederek kendisini Asrın Sahibine takdim etmişti.

Babacığım Üstad’ı çok sevmesine, cesaret ve şecaatine, şehâmetine, dâvâsındaki sadakatine ve din-iman hizmetindeki cehd u gayretine hayrandı. Babamın da fasih bir Arapçası, unutmak bilmeyen kuvvetli bir hafızası, keskin zekâsı, edebî bir dili ve etkili bir nâtıkası vardı. Kur'ân'ı, kısmen hadislerle tefsir edecek ilme, bazı fıkhî meseleleri ise dört mezhebin ictihadına göre izah edebilecek mâlûmata sahipti. Üstad’ı bu kadar sevmesine, o yasaklı ve sıkıntılı senelerde vaktiyle eline pek çok risale geçmesine rağmen, saff-ı evvel talebelerden olabilme imkânı varken, Asrın Sahibini daha önce bildiği ve bir kısmının yakınlarında bulunduğu keşf u keramet sahibi bir mübarek veli zat gibi zan etmiş, ne yazık ki sadece dost ve muhib mertebesinde kalmıştı. Fakat ömrü boyunca her gece evrad-u ezkârından sonra âbâ u ecdâdıyla beraber mutlaka Üstad'a da bir Fatihası vardı. Bediüzzaman’ın hem Siirt alimlerinden Molla Halil’den ders alması hem de annesinin beldesi olup rûhunu fedâ edecek kadar bağlı olduğu Tillo’da, Kamus’u ezberlemek için Kubbet’ul Hasiye’de inzivaya çekilerek bir zaman orada kalması sebebiyle onu sahiplenme duygusunda etkili olmuş zan ederim.

Biz evimizi teşrif eden misafirlere çay, kahve ve sair ikramlarla hizmet ederken Hacı Mirza Demir ve Mehmet Uçar ağabeyler, beni ve iki yaş büyük ağabeyimi kastederek babama, "Bu gençler........

© Risale Haber