Dijital çağda gençleri anlamak
Dijital dönüşümün hız kazandırdığı, işletmelerin buna göre yazılımlarını ve teknolojilerini yenilediği, yapay zekânın bu süreçte meslek edinme, kariyer ve iş gücü istihdamında ciddi bir boşluk oluşturduğu ve bazı meslekleri devre dışı bıraktığı bir zamanda gençleri anlamak zor, karmaşık ve daha kritik hale gelmiştir.
Nitekim Dünya Ekonomik Forumu raporlarına göre işlerin yaklaşık dörtte biri dönüşüm sürecindedir ve yapay zekâ destekli beceriler hızla öne çıkmaktadır.
Bu nedenle konu, sadece bir tespit değil; aynı zamanda bir yön bulma meselesidir.
Bu konuda birçok ülke, gençlik politikalarını “gelecek becerileri” ekseninde yeniden yapılandırmaktadır.
Yeni kuşağın eğitimi, meslek edinmesi, kariyer planlaması, hayata tutunması ve nitelikli rekabet içerisinde iradeli bir davranış, tutum ve tutarlılık geliştirmesi oldukça zorlaşmaktadır.
Gelişim Psikolojisi ve Sosyal Psikoloji açısından “belirsizlik altında kimlik inşası” olarak dikkat çekmektedir.
Bu yapısal dönüşüm sonucu bireyin gelişimi ciddi bir problemle karşı karşıya.
Bu nedenle OECD ülkelerinde eğitim-istihdam uyumunu güçlendiren sistemler geliştirilmektedir.
Bu dönemdeki gençlik, alfabenin hangi harfiyle adlandırılırsa adlandırılsın, aslında bu tanımlamaların birer takma isim veya versiyon gibi algılanabileceği bir gerçeklik içindedir.
Ancak algının ötesinde gerçek olan şudur ki; bu çağın gençliği, birçok döneme, zamana ve tarihe kıyasla hem çok büyük avantajlara sahip hem de inanılmaz belirsizliklerin kıskacındadır.Bunalımın sarmalındadır. "İmanım tutuşmuş yanıyor." feryadı ile çağın dehşetini göz önüne seren Bediüzzaman, müthiş bir yangın ve alevleri göklere yükselen bir durum olarak tanımlar.
İşte Beck’in “risk toplumu” teorisi ile çalıştığı konu tamda bunun yansımasıdır.
Dolayısıyla mesele, bir kuşağı isimlendirmek değil; onu doğru anlamaktır.
Bu avantajların başında; bilişim ve teknolojiler sayesinde sanayi devriminden bu yana hayatı kolaylaştıran, hızı ve hazzı artıran dinamiklerin içinde bulunmaları gelmektedir.
Aynı zamanda küresel dünyanın küçük bir köy haline geldiği; ortak paylaşımların, değişkenlerin ve hatta savaşların bile canlı olarak izlenebildiği bir etkileşim ortamı söz konusudur.
Sosyolojide geçen McLuhan’ın “küresel köy” kavramı günümüzde dijital. olarak yaşanmaktadır.
Ancak tam da bu nedenle, bu ortamda iradeli davranmak oldukça güçleşmektedir.
Özellikle sosyal medyanın oluşturduğu bilgi yığnağı ve ezici etkisi; duygusal bölünmeyi artırmakta, enerjiyi tüketmekte, ilişkileri zayıflatmakta ve mahremiyeti bozarak ciddi bir aşınmaya neden olmaktadır.
Amerika Psikoloji Araştırmaları “dijital aşırı yüklenme” ve “karşılaştırma temelli stres”.olarak değerlendirmektedir.
Bu şartlar altında sağlam bir irade, iman, ahlak ve disipline sahip olunmadığı takdirde; sıradanlaşan ilişkiler ağı içinde aile olma, doğru eş seçme ve mahremiyeti koruma ciddi biçimde zorlaşmaktadır.
Başka bir ifadeyle, imkânlar arttıkça yön kaybı da artmaktadır.
Bu durum, modern toplumlarda “anlam krizi” olarak da ele alınmaktadır.
Avantajlarla dezavantajların iç içe geçtiği bu çağda;........
