menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İhtiyaç mıdır ışık?

12 0
04.02.2026

Bunu sormaya bile gerek var mı?

Bir çiçeğin ışık olmadan yaşayamadığı, gözle görülen bir hakikattir.

Lâkin insan, yalnız gözünün gördüğüyle yetinemez. Görülenin aklen kabul edilmesi, sebebinin anlaşılması gerekir. Çünkü göz alışır; fakat akıl, ancak sebebi bulduğunda sükûnete erer.

Bu sebeple elime bir parça çiçek alıyorum.

Onu güneşe mukabil tutuyorum.

Bakıyorum.

Ta ki içinde derc edilmiş olan fen, bu ışığa neden muhtaç olduğunu bana anlatsın.

Evet, görüyorum…

Gördüğüm ilk zahirî boyut, çiçeğin yeşilliği.

Bu yeşillik, klorofil denilen bir maddenin varlığına işaret eder. Fen bize bildiriyor ki klorofilin temel vazifesi, güneşten gelen ışığı yakalamaktır.

Toprak, çiçeğe su ve mineral verir.

Fakat bu maddeleri hayata çevirecek anahtar ışıkla gelir.

Işık olmadan fotosentez olmaz.

Fotosentez olmazsa besin üretilmez.

Besin olmazsa enerji oluşmaz.

Enerji olmazsa hayat durur.

Demek ki ışık, çiçek için bir süs değil; hayatın lazımıdır.

Burada anlıyorum ki zahirden bâtına doğru bu seyir, insanın ihtiyaçları anlamasındaki en temel geçiştir.

Zahirde görünen hadise, bâtında işleyen bir nizama açılan kapı gibidir.

İşte bu noktada nazar, tek bir çiçekte durmak istemiyor.

Çünkü bu yeşilliğin sebebi yalnız o çiçeğe mahsus değildir.

Aynı yeşillik, aynı ışıkla beslenen bütün çiçeklerde görülür.

Bu yüzden bakışımı tek bir yapraktan ayırıp, aynı güneşe muhatap olan bütün çiçeklere çeviriyorum.

Güneşten gelen ışık, zahirde bütün çiçeklere aynı şekilde ulaşır.

Ama her çiçek bu ışığı aynı miktarda ve aynı tarzda kullanmaz.

Işık küllî olmakla beraber istifadeleri cüz’îdir. Bu cihetle taksim, ışıkta değil; istidatlardadır.

Bu hâl, zahirde basit görünen bir botanik meselenin, bâtında işleyen çok daha geniş bir nizamı haber verdiğini gösterir.

Bu noktada çiçeği tek başına düşünmek eksik kalıyor.

Çünkü çiçek, küre-i arzın bir nev’indendir; arz da semanın bir seyyâresidir.

Nasıl ki çiçek kendisine ait olmayan bir ziyaya bakarak hayat buluyorsa, arz da kendisine ait olmayan bir ziya ile ısınıyor, dengede duruyor ve üzerinde hayat taşıyabilecek bir zemin hâline geliyor.

Şimdi nazarımı biraz daha genişletiyorum.

Gördüğüm şey artık yalnız bir bahçe değil; güneşin ziyasına muhatap olan bir gezegen.

Ve fark ediyorum ki bu ziya, yalnız arz için gelmiyor.

Aynı ışık, aynı kaynaktan, aynı umûmîlikte semaya yayılıyor.

Seyyareler, uydular, yıldızlar…

Hepsi bu ziyanın dairesinde bulunuyor.

Üstadımın ifadesi ile hakikate perde açılıyor.

“Güneş'in Kamer'e ve........

© Risale Haber