Uluslararası İstikrar Gücü (ISF): Gazze’de Yeni Güvenlik Mimarisi
Gazze’de yaşanan büyük katliamların ve yıkımın ardından ortaya çıkan en kritik sorulardan biri, bölgenin güvenliğinin nasıl sağlanacağıydı. Zalim İsrail’in saldırılarıyla çöken altyapı, dağılan kamu düzeni ve yerinden edilen yüz binlerce insan, Gazze’yi yalnızca insani değil, aynı zamanda güvenlik açısından da kırılgan bir bölgeye dönüştürdü.
Bu ortamda Gazze Barış Konseyi tarafından duyurulan Uluslararası İstikrar Gücü (ISF), savaş sonrası dönemin en tartışmalı ve en dikkat çekici girişimlerinden biri oldu.
ISF, yalnızca askeri bir birlik değil; Gazze’nin geleceğini şekillendirecek yeni bir güvenlik mimarisi olarak sunuluyor.
Müslüman Dünyanın Ortak Gücü: 20.000 Kişilik İlk Konuşlanma
Konsey, mayıs ayında Gazze’ye konuşlandırılması planlanan yaklaşık 20.000 kişilik bir askeri gücün oluşturulduğunu açıkladı. Bu gücün en dikkat çekici yönü, tamamen Müslüman ülkelerden gelen askerlerden oluşmasıdır. Belgede yer alan katkı listesi şöyle: “Endonezya – yaklaşık 8.000 asker… Fas – polis ve güvenlik unsurları… Kosova – askeri personel… Arnavutluk – güvenlik birimleri…”
Bu tablo, iki önemli mesaj içeriyor:
• Birincisi, Gazze’nin güvenliğinin Batılı güçlere değil, bölgesel ve kültürel yakınlığı olan ülkelere verilmesi hedefleniyor.
• İkincisi, Müslüman ülkelerin uzun yıllardır ilk kez ortak bir güvenlik mimarisi etrafında somut bir iş birliği geliştirmesi.
Bu hem sembolik hem de stratejik bir kırılma noktasıdır.
ISF’nin Üç Katmanlı Misyonu
Sahadaki ilk bilgiler ve Konsey’in açıklamaları, ISF’nin üç temel hedef üzerine inşa edildiğini gösteriyor:
1. Kamu Düzeninin Yeniden Tesisi
Gazze’de savaş sonrası en büyük risk, otorite boşluğudur. ISF, geçiş döneminde temel güvenliği sağlayarak sivillerin dönüşünü kolaylaştırmayı amaçlıyor.
2. Sınır ve Kritik Altyapı Güvenliği
Elektrik, su, hastaneler ve lojistik hatlar, saldırılarla tamamen çökmüş durumda. Bu altyapının korunması, yeniden inşanın ön şartı.
3. Yerel Güvenlik Yapılarının........
