Kur'an'ı anlamadan okumanın sevabı yok mu?
Tirmizî'de geçen bir hadis-i şerifinde Efendimiz Aleyhissalatuvesselam buyuruyor: “Kur’ân-ı Kerim’den tek bir harf okuyana bile sevap vardır. Her hasene on misliyle değerlendirilir. Ben 'Elif Lâm Mîm' bir harf demiyorum. Aksine 'Elif' bir harf, 'Lâm' bir harf, 'Mîm' de bir harftir.” Allah ona afiyetli ömürler versin, İshak Özgel Hoca da, bu hadis-i şerifi mâhirâne analiz ettiği bir instagram videosunda diyor ki:
"Kur'an-ı Kerim'deki yaklaşık yetmişsekizbin kelimenin içerisinden, Allah Resulü, 'Elif Lâm Mîm'i seçiyor. Diyeceksiniz ki: 'Ne var bunda?' Elif Lâm Mîm 'hurûf-u mukattaa'dır. Yani lügatte karşılığı olmayan kelimedir. Araplar bunu işittikleri zaman anlamını bilmiyorlardı. Allah Resulü bu kelimeyi seçerek âdeta asırlar sonrasında birilerinin 'Araplar Arapça bildikleri için Kur'an'ı okuduklarında anlıyorlardı, ama biz yabancıyız, okuduğumuzu anlamıyoruz. Dolayısıyla buradaki sevap anlama sevabıdır...' diyeceklerini hissetmiş ve bu kelimeyi seçerek 'Araplar da Elif Lâm Mîm'i anlamıyorlardı ama onlar da herbir harfine sevap elde etmek için okuyorlardı!' demiştir. İşte buradan anlıyoruz ki: Okumak sevaptır. Elbette Kur'an'ı anlamak gerekir. Anlamak da yetmez. Yaşamak ve yaşatmak da gerekir. Fakat bu rivayette seçilmiş olan kelime açıkça gösteriyor ki: Anlamadan okuduklarımıza da bir hasene ve bunun da on katı olan sevap vardır."
İshak Özgel Hoca'nın bu mübarek izahını izledikten sonra benim de aklım Fussilet sûresinin 44. ayetine gitti. Hani orada da Kur'an kendisini mü'minler için 'hidayet' ve 'şifa' olarak zikrediyor. İşte, orada, 'şifa'nın mahiyetinde de böyle birşey olduğunu düşünüyorum ben. Allahu A'lem. Sözgelimi: İnsan bir tabibe gidip derdini açtığında, hastalığını anlattığında, ilaç yazdırdığında o ilacın içeriğinde neler bulunduğunu bilmez-bilemez. Prospektüsü........
