Sıdk: Doğruluğu Kuşanmak
Sıdk klasik metinlerde yalnızca “doğru söz söylemek” değildir; niyette, dilde ve amelde bütünlük demektir. Maksada ulaşmak için bütün imkânı seferber etmek, söz ile fiilin bir olması, kalbin içiyle dışının örtüşmesi… Bu tarifler, sıdkı ahlâkî bir incelik olmaktan çıkarıp varoluşsal bir ilkeye dönüştürür. Fakat modern toplumda bu ilkenin en çok zorlandığı alan, sistem ile bireyin inancı arasındaki gerilimdir. Faiz örneği bu gerilimin en görünür başlıklarından biridir. İnancın kitabı bir hüküm vazederken, ekonomik sistem başka bir düzen kurmuştur. İnsan, geçimini sürdürmek için sistemin içinde yer almak zorunda kalır; fakat kalbi başka bir hükmü tanır. Bu durum, bireyin içinde sürekli bir ahlâkî basınç üretir. “Allah karşısında sadık mıyım?” sorusu yalnız bireysel zaafı değil, yapısal bir sıkışmayı da işaret eder.
Modern toplumun örgütleniş biçimi, sıdkı zorlaştıran bir zemin üretmektedir. Ekonomi faiz üzerine işlerken, ticaret çek-senet düzeniyle yürürken, finansal araçların neredeyse tamamı aynı mantığa dayanırken birey kendini çoğu zaman seçeneksiz hisseder. Burada sıdk, romantik bir........
