menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hayat nedir?

22 0
10.07.2026

Sabahın erken saatlerinde kuş sesleri arasında yürürken insanın içine yalnızca bir sevinç değil, aynı zamanda büyük bir soru da düşüyor: Hayat nedir?

Bu soru bazen kitapların arasından değil; bir bahçenin içinden, bir kuşun sesinden, taze ekmeğin kokusundan, serin sabah havasından doğuyor. İnsan fark ediyor ki bütün varlık âlemi sanki büyük bir haz kutusu gibi açılmış. Her canlı kendi payına düşen lezzetin, korkunun, sevginin, kaçışın ve yönelişin peşinde.

Bugün yeryüzünde milyarlarca insan yaşıyor. Milyarlarca ayrı bakış, ayrı kalp, ayrı zevk, ayrı korku, ayrı hasret… Birinin sevdiğinden diğeri kaçar. Birinin dokunmaktan ürperdiği şeye başkası hayranlıkla yaklaşır. Kimi eline konan küçücük bir böcekten tiksinir; kimi yılanı boynuna dolayıp onunla fotoğraf çektirmekten haz duyar. Kimi gülün kokusunda mest olur, kimi ağır bir kokudan yüzünü çevirip uzaklaşır.

Demek ki hayat yalnızca nefes almak değildir. Hayat; seçmek, yönelmek, sevmek, kaçmak, ürpermek, hoşlanmak ve tiksinmektir.

Göz sadece görmez; sevdiğini arar. Kulak sadece işitmez; gönlüne uygun sesi seçer. El sadece tutmaz; dokunmak istediğine uzanır, tiksindiğinden geri çekilir. Burun sadece koku almaz; gülü kendine yaklaştırır, kötü kokunun yanından aceleyle geçer. Beden, ruhun dışarı açılan penceresidir. İçerideki sevgi, nefret, korku, arzu ve tercih; dışarıda gözle, elle, yüzle, yürüyüşle kendini gösterir.

Hayvanlar da böyledir. Kuş sabahın serinliğinde ötmekten bir sevinç duyar gibidir. Kedi güneşli taşın üzerine uzanır. At geniş ovada koşmak ister. Arı çiçeğe yönelir. Kelebek renge, koyun ota, balık suya, çocuk oyuna, âşık sevgiliye meyleder. Her canlı........

© Pusula Gazetesi