Yusuf Yetiş / Trafikte "Alman kafası" şart: Ya düzeleceğiz ya da eksileceğiz!
Direksiyon başına geçtiğimde her gün aynı manzaralarla karşılaşıyorum. Şehir içi ya da şehir dışı fark etmeksizin, kurallara uyan nizami bir şoför olarak trafikte gördüğüm sorumsuzluklar artık katlanılamaz bir boyuta ulaştı. Oysa çözümü çok basit: Kurallara uymak ve empati kurmak. Eğer trafikteki bu vizyonsuzluğu ve bencil kültürü değiştiremezsek, her gün televizyonlarda izlediğimiz o acı kaza haberlerine yenilerini eklemeye devam edeceğiz.
İşte bir şoför gözünden, her gün karşılaştığımız ve acilen çözmemiz gereken o trafik tablosu:
Yayaya saygı lütuf değil, zorunluluktur
Trafikte en çok canımı yakan durumlardan biri, yayaların hiçe sayılması. Ben direksiyon başındayken yaya geçidinde birini gördüğüm an durur, yol veririm; çünkü yayaya saygı benim için bir kırmızı çizgidir. Ne yazık ki genel tabloda yaya saygısı diye bir şey kalmamış. Unutmamak gerekir ki araçtan indiğimiz an hepimiz birer yayayız.
Sinyal verme kültürü ve güvenli mesafe
Gözlemlediğim kadarıyla trafikte sinyal verme alışkanlığı yok denecek kadar az. Ben sinyale çok büyük önem veririm. Sinyal, arkanızdaki veya yanınızdaki aracın pozisyonunu ve hızını size göre ayarlamasını sağlar; yani bir iletişim dilidir. Sinyal vermemek, arkadaki sürücünün canıyla kumar oynamaktır.
Hatalı sollama, katliama........
