Âkif'i Ölmeden Öldürmek: İstiklal Marşı'nı değiştirme teşebbüsü-3
Yazılan eserlerin hiçbiri Milli Marş olarak kabul edilebilir nitelikte bulunmaz. Şimdi yarışmaya katılan şiirlerin meşhurlarına bir göz atalım;
“Millî Marş müsabakasına katılan isimlerden İzmirli İsmail Hakkı Bıçakçızade [1869-1946] de 6 Aralık 1925’te “Türk Millî Marşı” başlıklı şiirini Maarif Vekâletinin dikkatine sunar:
Türküm, Türk’üm, Türk’tür Şarkın şanlı büyük milleti / Müstakilim, nedir bilmem, esareti zilleti / Türk’üm, benim aslım Şark’ın güneşi / Tarihimin yazılamaz bir eşi / Altay, Türgiş , Yakut, Kaçar, Kın benim / Azer, Tatar, Kırgız, Macar, Çin benim.
Durgun deniz, Tibet, Baykal, Altaylar / Demir dağlar, gümüş çağlayan çaylar / Türk ilidir, Türk ilidir, Türk ili / Beş bin yıldır hakkı över Türk dili / Türküm, Türk’üm, Türk’tür Şarkın şanlı büyük milleti / Müstakilim, nedir bilmem, esareti zilleti
Tan ağarır, şafak benden söker, dünya uyanır / Sabah olur güneşimden cihan altın boyanır / Hayat benim, kuvvet benim, millet benim, can benim / Asya’da sultan benim, hakan benim, şan benim.
Dün ben idim Garbı ezen, inleten / Fermanımı kaftan kafa dinleten / Geçti günler birçok renge boyandım / Fakat işte bugün yine uyandım / Göklerimde yıldırımlar uçuşur / Yurtlarıma giren düşman tutuşur / Kızıl şafak, parlak yıldız, bir hilal / Ben yapmadım bak da ondan ibret al.
Müsabakaya katılan isimlerden biri de Muhittin [Akyüz, 1870-1940] Bey’dir ve müsabakaya katılım dilekçesi ve “Marş-ı Millî” başlıklı şiiri aşağıdadır:
“Maarif Vekâlet-i Celîlesine Maruz-ı çâkerleridir. Millî Marş güftesinin tanzim ve Maarif Vekâlet-i Celîlesine irsal ve takdimi hakkında cerâid-i yevmiye ile vuku bulan ilânâttan cesaret alarak tanzim eylemiş olduğum marşın notasını leffen takdim-i huzur-ı sâmileri kılındığı maa’l-ihtiram arz olunur efendim hazretleri. 12 Kânunusani 1926 [12 Ocak 1926].”
Cümle millet ferahlandı gülüyor / Aziz vatan sahibini buluyor / Islahıyla henüz ziynetleniyor / Her tarafı cennet-asa oluyor / Yaşasın vatan, yaşasın millet deniyor / Ne büyük nimet bu söz söyleniyor / Ehl-i vatan ahd ü misak ettiler / Vatan için ölmeyi mukaddes bildiler / Vatandaşlar el ele birleştiler / Yaşasın adalet, yaşasın müsavat dediler
Arslan yürekli Kemal Paşa uludur / İtikadı iman ile doludur / Allah’ın pek sevgili kuludur / Askerimiz her tarafta doludur.” (Mustafa Kemal Paşa’ya yağıda mısralar arasına sıkıştırmayı ihmal etmese de, kayda değer bulunmaz)
Müsabakaya katılan bir diğer isim Enis Behiç Bey [Koryürek, 1891-1949]'dir. Müsabakaya “Türklerin Neşidesi” adlı şiiri ile katılır. Behiç Bey, 6 Ocak 1926 tarihinde bir dilekçe ile “Maarif Vekâletince Türklerin Millî Marşı için açılmış olan müsabakaya, ikinci yaprağa yazdığım şiirle giriyorum” diyerek başvurusunu yapar.
Biz kimleriz?.. Biz “Altay”dan gelen erleriz. / ”Çamlıbel”de uğuldarız; coşar; gürleriz… / Biz öyle bir milletiz ki ezelden beri / Hak yolunda, yalın kılıç, hep seferberiz… / ”Zafer”, bizim şaha kalkmış küheylanımız; / Atıldı mı durduramaz ne dağ, ne deniz… / Felâketler pençemizde oyuncak olur; / Yangınlarla bütün cihan al sancak olur… / Tan yerinden yıldırımlar saçan sesimiz / Gün batısı üzerinde şöyle duyulur: Fırtınalar yoldaşıdır nara salan Türk… / Hey koca Türk, Tanrısından kuvvet alan Türk!..
Yürüyoruz, başımızda Ay-yıldızımız, / Genç, ihtiyar, kadın, oğul, kızımız… / Soyumuzda ne kahraman kardeşler vardır: /Türkmen, Oğuz, Başkur[t], Tatar ve Kırgızımız… / Zincirlere vurulamaz arslanlarız ki, ”Orhun”da var “Kültigin”den kalma yazımız… Hamlemizden yere geçer kanlı saraylar… / Bizce birdir gedalarla baylar, giraylar… / Medeniyet şimşeğinden gelir hızımız;
Sorma: Kimdir kanatlanmış bu genç alaylar? / Bunlar bütün nura doğru akın eden Türk… / Hey koca Türk, uzakları yakın eden Türk!..” (Kaynak: Doç. Dr. Hasan Ali Polat)
