BİR VAKİTLER ERZURUM'DA RAMAZAN
On bir ayın sultanı Ramazan geldi. Hoş geldi.
Her gelen Ramazan’da, belli bir yaş grubu, geçmişin özlemini yâd ederek hatıralarını tazeler, yeni nesillerde eskilerden gördükleri alışkınlıkları ileriye taşımaya çalışırlar.
Erzurum, Ramazan ve oruç konusunda, İslam coğrafyasında belki de Mekke ve Medine’den sonra en göze çarpan şehirlerden birisidir.
İbadetin diğer alanlarında gösterilmeyen ihtimam, her ne hikmetse oruç konusunda gösterilmektedir.
İftar sofraları ve davetler,sahur, teravih namazı, hatim dinleme geleneği, fakir fukaraya kol kanat germe, çarşı ve pazardaki alışveriş bereketi, Ramazan davulu, camilerde yapılan vaazlar,mahyalar, Ramazan ayının öne çıkan özellikleridir.
Ramazan ayı oldu mu şehrin ayyaşı, berduşu, kabadayısı, bitirim tipleri kendilerine çeki düzen verirler, kötü alışkanlıklarından dolayı terk-i nefis ederler, günlerini camilerde vaaz ve hatim dinleyip, vakit namazlarını kılarak geçirirlerdi.
Ramazan’da, başlarında beyaz takkeleri, ellerinde tespihleri, ceplerinde birbirlerine ikram ettikleri esanslarıyla dikkati çeken bu kardeşlerimiz, Naim Hoca’nın imamlık yaptığı Şeyhler ve Zeynal camilerinin Ramazan ayındaki değişmeyen cemaatleriydi.
Camilerin çokluğu ile ünlü şehrimizde, bazı camilerin özel cemaatleri olurdu.
Hatimle teravih kılmak isteyenler Ayazpaşa Camii’ne, hızlı teravih kılmak isteyenler, o günlerde revaçta olan Pervizoğlu Camii’ne giderdi.
Naim Hoca’yı dinlemek isteyenler, Zeynal ve Şeyhler Camii’ne, şehrin bürokratları ve eşrafı daha ziyade Lalapaşa Camii’ni tercih ederlerdi.
Hatimle teravih namazının kılındığı Ayazpaşa Camii’nin imamı Mehmet Hoca’nın emekli olmasından sonra, bu geleneği bir müddet Derviş Ağa Camii sürdürdü, daha sonra bu güzel alışkanlık Gez Camii ile devam eder oldu.
Şu anda Erzurum’da çok sayıda camide hatimle teravih namazı kılınması, geçmişe ait değerlerimizi koruduğumuzun bir göstergesi olarak son derece memnuniyet vericidir.
Bir grup arkadaşla hatimle teravih namazı kıldığımız Ayazpaşa Camii’nde, oldukça ilginç sahnelere de tanıklık ederdik.
Namazın uzun sürmesinden ve sobanın ısısından dolayı, bir arkadaşımız, namazda uyuduğunu ve rüya gördüğünü itiraf etmişti.
Camide, hatimle teravih namazı kılındığını bilmeyen ve hasbelkader camiye gelenlerin, uzun süren namazdan dolayı şaşkın ve çaresiz davranışlarını gördüğümüz de olurdu.
Bilmeyerek Ayazpaşa Camii’ne giden Karadenizli bir vatandaşımızın, hatimle teravih namazını kılıp dışarı çıktığında, etrafındakilere; “Bu nasıl bir namazdı, imam Kur’an komadi okudi” diye dertlendiği rivayet edilir.
Yine bir defasında iki genç camiye gelmişlerdi, teravih başlayıp ilk selam verildiğinde, öndeki genç arkadakine: “Ula kalk gidah,........
