menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

SÖZÜN DOĞRUSU MU, DOĞRUNUN SÖZÜ MÜ?

12 0
30.01.2026

Bu hafta sandıktan yine kelimeleri çıkardık: hakikat mi diye sevdiğimiz şey, bazen yalnızca doğruculuğun sert kabuğu çıktı.

Hakikat, çoğu zaman yalın bir cümleye sığar; doğruculuk ise aynı cümleyi, yerini ve zamanını umursamadan söylemenin adıdır. İkisi de “doğru” kelimesini sever. Ama biri gerçeği insanın yanında durarak taşır, diğeri gerçeği insanın üstüne bırakır.

İnsan, en çok da burada kendini kandırır: “Ben dürüstüm.” Dürüstlüğü bir madalya gibi taşırken, karşısındaki yüzün solduğunu görmez. Çünkü hakikati söylemek, her zaman vicdanın değil, bazen egonun iştahıdır. “Ben söyledim” demenin rahatlığı, “O ne hissetti” sorusunu susturur. Söz, hedefe varınca görevini tamamlamış sanır; oysa sözün asıl mesafesi, kalbe değdiği yerde başlar.

Hakikatli olmak, niyetle başlar; doğrucu olmak da öyle. Aralarındaki fark, cümlenin içindeki merhamet payıdır. Erzurum’da “hakikatli adam” derken de biraz bunu kastederiz: doğruyu, insanı incitmeden ve hakkını gözeterek söyleyen kişiyi.........

© Pusula Gazetesi