menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kızarsın

2 0
latest

Artık kimse fark etmiyor kuşluk vaktini

Oysa bir kuşluk vaktinde, fark edersin sensizliği

Sensizliğin sesi ürkütür

Koşmak istersin kalabalıklara

Bedeninden bağımsızlaşır ruhun

Korkuların, taşınmayacak kadar ağırlaşır

Farkındasındır artık, yolun sonundaki sonun

Atarsın kendini yaka paça sokaklara

Yüzsüz bir yalnızlığın yarenliğinde

Uğursuz bir hissiyatla yürürsün

Akılsız başın derdini ayaklar çekermiş

Oysa akıl her zaman doğruyu söylemez

Ancak akıl ve kalp bir araya gelince diner sızı

Heder olan bir ömür üzerine

Şekilsiz bir pişmanlık kaplar benliğini

Mantık ve duygu arasında sıkışırsın

Seni duygularına düşman eden, mantığına kızarsın

Pervasız bir arzu çöreklenir zihnine

Uykular tetikte, rüyalar düşman

Aynadaki gözler senin, yüzün bir başkasınındır

Parmakların çirkin, uzun kirli tırnakların

Dökülür gençliğin, yerçekimine yenik düşer kanatların

Kimse anlamaz, göremez, kimse seni çözemez

Saçının ne zaman seyreldiğini, kimse bilemez

Sorgular esir alır zihnini, ben kimim, neyim diye sayıklarsın

Nihayetinde çıplak geldiğini ve çıplak gideceğini hatırlarsın

Sol iç cebinde taşırsın ölümü

Ölümün bir şey kazandırmaz

Ve hiçbir şey kaybettirmez kainata

Zaman, soğukkanlı cisimsiz bir katildir

Ağır ağır çeker seni toprağa

Her saniyede toprağa akışını sezemezsin

Kül rengi bir ikindi vakti dalarsın uykuya

Akşam ezanıyla irkilip, uyanmaya kızarsın

Denizde imbat fırtınaya döner ansızın

Köpürür deniz, dalgalar delirir

Keskin bir korku sarar tüm sekülerizmi

Yağmura karşı şemsiye açar insanlar

Geriye kalanlar hızlı adımlarla, hatta koşarak kaçar

Utanmadan, birde yağmur üzerinden edebiyat yaparlar

Sıkılırsın insanlardan, tenha sokaklara kaçarsın

Hangi sokağa girsen, çıkmaz sokak olur

Çıkmaz sokakların komşuluğu sıkıdır

Fakat gevşektir ağızları

Sırlar dökülür, olmadık yerde ortalara

Evler, çocukları veremli gibi öksürür sokaklara

Çıkmaz sokakların çıkmazlığına kızarsın

Kuşluk vaktinde anlarsın kimse olmadığını

Kimse olmamanın vahameti kaplar her yanını

Devrik birkaç cümleyle haykırırsın şehrin girdaplarına

Yaşadığın şehrin senden haberi yoktur aslında

Yürüdüğün caddeler seni tanımaz

Büyüdüğün mahalle selam vermez, selam almaz

Bilirsin, hissedersin var olduğunu

Ama buna kimse inanmaz

Kimse olamamaya kızarsın

Bıçkın bir ayaz ikiye bölerken yüzünü

Cami alemi ile semanın kesiştiği çizgiye bakarsın

Gökyüzü ağlayan bir ana gibi hüzünlü

Canavarca bir hisse kapılıp, kalbindeki karanlığı parçalamalısın

Lambalar suni aydınlıktır, ancak bedelini ödersen yanar

Mezarlıklar zengin fakir ayırmaz, hep karanlıktır

Loş ışıklar nedense hep zinayı andırır

Yosma bir fikir düşer aklına, seni kandırır

Böyledir buhran, olmadık düşüncelere salar

Sinsidir buhran, en savunmasız anında yakalar

Ve ansızın hatırına gelir ilkokul günleri

Özlediğini fark edersin, evden okula koşarak, telaşlı gidişlerini

Okumaya çıktığın günü ve göğsüne takılan kurdeleyi anımsarsın

Kendi adını unutur ama ilkokul öğretmeninin adını hep hatırlarsın

Teneffüste ziyan ettiğin çocukla karşılaşır, kelam etmeye utanırsın

Ziyan ettiğine, ziyan olduğuna kızarsın

Zararın neresinden dönsen kârdır

Kârın zararının karşısında zerreyi miskaldir

İnsan olmanın yolu akıl ve erdemden geçer, bunu bilirsin

Ama ne akıllı olabilirsin, ne de erdemli

Her yaşam ölüme namzettir

Ama bununla yaşayamaz, hatırından silersin

Sıkış tepiş, sevimsiz bir yaşam

Bordo bir ceket kadar, rüküş bir gayret

Ve hayat bir merdiven

Merdivenlere de kızarsın.


© Pusula Gazetesi