İbn Sînâ’nın Teşebbüh Düşüncesi ile Dijital Çağın Tanrılaşma Arayışı
İbn Sînâ’nın Teşebbüh Düşüncesi ile Dijital Çağın Tanrılaşma Arayışı
İbn Sînâ’nın Teşebbüh Düşüncesi ile Dijital Çağın Tanrılaşma Arayışı
İbn Sînâ’da yetkinleşme, insanın ontolojik derecesini aşması değil, taakkul, iç disiplin ve hakikat arayışıyla kendi mahiyetinin en yetkin noktasına ulaşmasıdır. Bu nedenle filozofa göre yetkinleşme “haddi/mahiyeti aşma” değil; mahiyetin en yetkin formda varlığa ulaşmasıdır. Modern transhümanist yaklaşım ise insanın sınırlarını, aşılması gereken biyolojik bir taslak olarak görür.
İnsan doğasındaki güç ve beka arzusu, temelde iki farklı tezahüre sahip gibi görünmektedir. Biri, çok uzun bir zamansal periyotta oluşup gelişen kadim hikmet geleneğinin tekâmül ve irfan birikimi; diğeri de yakın geçmişe dayanan modern dijital kültürle şekillenen teknoloji destekli yetkinleşme modelidir.
Felsefi geleneğe dayalı olan ilk yetkinleşme modeli, Platon öncesine kadar izi sürülebilirse de görünür olmaya başladığı kavşak, Platon’un diyaloglarındaki kimi ifadelerle başlatılır (Şeyma Kömürcüoğlu, 2019, 67-122.). Daha sonraki dönemlerde işlenerek belli bir forma ulaşan bu yaklaşım, IX. ve X. Yy. da çeviri faaliyetleriyle İslam dünyasına intikal eden felsefi düşüncede insanın Tanrının fiillerine benzeme çabası olarak billurlaşan teşebbüh kavramıdır. Felsefenin tanımlarından birinin odak kavramı olarak, insanın gücü oranında yüce Allah’ın fiillerine benzemeye çalışması çerçevesini ortaya koyar. Bu çerçeve insanın bir yandan teorik akıl yönüyle evreni ve işleyişini kavraması, pratik akıl yönüyle de taakkul, erdem, adalet ve merhamet gibi ahlaki davranışlarla evrenin düzenine uyum sağlamasını ifade eder. (Mehmet Emin ACAT, 2023, 1-18.)
Yapay zekâ, biyoteknoloji ve transhümanist düşünce ile şekillenen ikinci yetkinleşme modeli ise insanın mahiyetini geliştirmeyi değil bu mahiyeti yani insanın özsel sınırlarını aşması gerektiği yönünde güçlü bir kültürel zihniyet üretiyor. Bu süreçte “yetkinleşme” kavramı, klasik ahlak veya bilgi anlayışından farklı biçimde yeniden tanımlandı. Modern dijital kültür, yetkin olmayı artık bilgi, erdem ve biyopsikolojik potansiyelleri açığa çıkarmak yerine daha görünür, daha hızlı, daha bağlantılı, nihayetinde de biyoteknolojik imkanlarla daha “üstün” ve “daimî” olmakta görüyor.
Modern eğilimler, insani mahiyeti aşılması gereken biyolojik taslaklar olarak ele aldığından varlıksal sınırları kabul etmek yerine onları devre dışı bırakıp insan sonrasına ulaşmayı amaçlar. Yetkinleşmeyi mahiyete bağlı kalarak insanın daha yüksek bir kemal düzeyine yönelmesi olarak vurgulayan İbn Sînâ metafiziğinde teşebbüh kavramı, günümüzün karşı karşıya kaldığı mahiyet aşımını amaçlayan silikon bazlı donanımsal yetkinleşme yaklaşımıyla dikkat çekici bir karşılaştırma zemini sunar. Dijital çağın yetkinleşme arayışı ile İbn Sînâcı teşebbüh arasında hem önemli benzerlikler hem de köklü ayrımlar bulunmaktadır. Özellikle dijital çağın bazı eğilimleri, insanın kendi sınırlarını (mahiyetini) aşma arzusunu manipüle ederek “tanrılaşma” eğilimine dönüştürme temayülü barındırmaktadır.
İbn Sînâ’nın Yetkinleşme Modeli: Teşebbüh
Teşebbüh, genel anlamda bir varlığın daha yetkin bir varlık düzenine yönelerek ona benzerlik kazanmasıdır. Ancak bu benzerlik, felsefenin mahiyet teorisi zemininde özdeşleşme anlamına gelmez. İbn Sînâ düşüncesinde insan, daha yüksek aklî düzene yönelir; fakat ontolojik türünü kaybetmez. Bu nedenle teşebbüh, özsel değişim değildir. Mahiyet, bir şeyin ne ise o olmasıdır. Bu çerçevede örneğin insan bağlamında yetkinleşme; yetkinlik artışı, bilfiilleşme ve aklîleşmedir. Mahiyet........
