Ekonomi için yeni bir pusula
Ekonomi tartışmalarında yıllardır aynı soruyu soruyoruz: Ne kadar büyüdük?
Oysa artık daha önemli bir soruyu sormanın zamanı çoktan geldi: Nereye kadar büyüdük ve bunun bedelini kim ödedi?
Bugün birçok ülkede büyüme rakamları artarken, gelir dağılımı bozuluyor; şirket kârlılıkları yükselirken, çalışanların alım gücü eriyor; üretim hacmi genişlerken, doğal kaynaklar geri dönüşü zor biçimde tükeniyor. Bu tablo bize şunu gösteriyor: Konuya yalnızca ekonomik performans penceresinden bakamayız. Ekonomiyi nasıl tanımladığımız ve neyle ölçtüğümüzü de en az ekonomik performans kadar konuşmalıyız.
İşte tam bu noktada, son yıllarda giderek daha fazla tartışılan Doughnut Economics yaklaşımı yeniden dikkatimi çekti.
Doughnut modeli çoğu zaman eksik anlaşılıyor. Doğrusu, bu yaklaşım ne “büyüme düşmanlığı” yapıyor ne de gerçeklikten kopuk bir idealizm öneriyor. Aksine oldukça net bir iddiası var:
Ekonomi, insanların temel ihtiyaçlarını karşılayacak kadar güçlü olmalı; ancak gezegenin sınırlarını aşacak kadar da kontrolsüz büyümemeli.
Model adını basit ama etkili bir görselden alıyor. Görseldeki iç halkada toplumun asgari ihtiyaçları yer alıyor: barınma, sağlık, eğitim, gelir, güvenlik, sosyal katılım. Bu sınırın altına düşmek, yoksulluğun ve insan sömürüsünün arttığı anlamına geliyor. Dış halkada ise gezegenin ekolojik sınırları var: iklim krizi,........
