menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

"Yapay Zeka Şarkı ve Besteleri” Hem Müzik Hem de Gerçek Müzisyenler İçin Büyük Tehdit...

12 0
09.08.2026

Geçenlerde Perugia’da Umbria Jazz Festivali’nde  çarpıcı bir konuşmaya tanık oldum. Cazda yeni kuşağın belki de en önemli piyanisti olan Jason Moran, yalnızca Duke Ellington bestelerini solo yorumladığı konserinin (“resitalinin”) ardından, sahne arkasında İtalya’nın klasik müzik, caz ve bossa nova alanlarında nam salmış virtüözü —ve yaşıtı— Stefano Bollani tarafından heyecanla karşılandı.

Kucaklaşmanın ardından Moran hemen konuya daldı. “Başıma geleni duydun mu, Stefano?” Duymamıştı; ben de duymamıştım, çünkü olay yeniydi. “Benim adımı taşıyan, yapay zekâyla üretilmiş albümü Spotify’a yüklemişler,” dedi Moran, dehşet içinde dinleyen Bollani’ye. “Hemen müdahale ettim ama arkası da gelebilir. Bu bir salgın; sana da olabilir, aman dikkat.”

“En korktuğum şeylerden biri bu,” diye yanıtladı Bollani.

İş buralara geldi dayandı. Sahte haberciler, sahte kanaat önderleri, sahte şairler, romancılar ve sahte akademisyenler için kapıları ardına kadar açan yapay zekâ, şimdi de ortalığı sahte bestecilerle dolduracak.

Umberto Eco, 1990’larda meselenin özüne şu sözleriyle ışık tutmuştu:

“İnternetin trajedisi, köyün delisini hakikati taşıyan kişi mertebesine yükseltmiş olmasıdır.”

Eco, 2015’te Torino Üniversitesi’ndeki fahri doktora töreninin ardından yaptığı açıklamada görüşünü sosyal medya üzerinden güncellemişti:

“Sosyal medya, daha önce yalnızca bir kadeh şaraptan sonra barda konuşan ve topluma zarar vermeyen budala ordularına söz söyleme hakkı tanıyor. O zaman onları hemen sustururlardı. Şimdi ise Nobel Ödülü kazanmış bir kişiyle aynı söz söyleme hakkına sahipler. Bu, budalaların istilasıdır.”

Yapay zekânın yaygınlaştığı bu dönemde ne derdi, bilemiyorum. Ama “deli” veya “budala” yerine “madrabaz” ya da “sahtekâr” kelimelerini kullanırdı, tahminimce.

Benimki bir “yasakçılık” yazısı değil. Neyin sınırını nerede çizeceğimize, bu yalan dünyada nasıl dürüst kalabileceğimize dair bir uyarı yazısı. Yapay zekâyla müzik üretimi, benim gibi müziğe yeteneği olmayan —sadece sınırlı olarak davul çalabiliyorum—, hele bestecilikle hiç ilgisi olmayan insanların yaratıcı dünyaya girmesini ve az önce andığım türden madrabazlıklara dalmasını mümkün kılıyor.

Bu yeni dünyayı küçümsemek ya da yeni teknolojiyi peşinen reddetmek elbette yanlış. Ben yazılarım için kaynak araştırırken —bu kez de öyle oldu— AI araçlarını kullanıyorum; tashih okumalarında, alternatif ifade biçimleri ararken ve doğru çeviri yapma amacıyla kullanmak da işimi kolaylaştırıyor. AI zaten bu tür araçsal kullanımlar için var.

Fakat bu kez mevzu başka. Her insana nasip olmayan bir yetenek dünyasına giriyorsunuz ve orada hak ve başarı iddia eder hâle de pekâlâ gelebilirsiniz. Madem bu yol açık, neden tonla para da kazanılmasın?

Bir kişinin Suno’ya sözler yazıp birkaç komutla bir beste elde etmesi elbette eğlenceli bir girişim olabilir. Fakat bunun deneyim, bestecilik, aranjörlük, enstrüman çalma, nota okuma, şarkı söyleme, kayıt mühendisliği ve yıllar süren müzik eğitimiyle ilişkisi nedir? Bu, “AI ile yapılan her şey kötüdür” demek değil; ama ortaya çıkan “ürünü” hangi ölçütlerle, hangi adla, nerede ve hangi ticari girişimlerle........

© Para Analiz