menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yeni Orta Vadeli Mali Plan Çerçevesinde Türkiye Ekonomisi

1 0
yesterday

6 Eylül 2026 tarihinde Resmî Gazete’nin 33362 sayılı mükerrer nüshasında yayımlanan 2027–2029 Orta Vadeli Program (OVP), kamu maliyesinin çok yıllı çerçeve belgesi olarak hem bütçe sürecini başlatmakta hem de özel kesim için bir öngörülebilirlik çapası işlevi görmeyi vaat etmektedir.

Program, On İkinci Kalkınma Planı (2024–2028) hedefleriyle uyumlu biçimde makroekonomik ve finansal istikrarın güçlendirilmesini, mali disiplinin sürdürülmesini ve orta vadede kalıcı fiyat istikrarının tesisini birinci öncelik olarak tanımlamaktadır. 

Programın Makroekonomik Çerçevesi Ve Revizyonun Gerekçesi

2027–2029 OVP’si, bir önceki program döneminin varsayımlarının küresel ve bölgesel şoklarla geçersizleşmesi üzerine inşa edilmiştir. 2026 yılı büyüme tahmini %3,8’den %3,3’e, yılsonu tüketici enflasyonu tahmini ’dan (,4’e revize edilmiştir.

Tek haneli enflasyon hedefi 2027’den 2029’a (%9) ötelenmiştir. Büyüme patikası 2027’de %4,2, 2028’de %4,6 ve 2029’da %5 olarak kademeli yükseliş öngörmektedir.

İşsizlik oranı 2026’da %8,1’den program sonunda %7,6’ya inerse; dönem boyunca yaklaşık 2,1 milyon ilave istihdam hedeflenmektedir. 

Dış denge tarafında 2026 cari işlemler açığı 47,5 milyar dolar ve GSYH’nin %2,6’sı olarak tahmin edilmektedir; 2029’da açık 35,5 milyar dolara ve oransal olarak %1,6’ya gerilemesi öngörülmektedir .

Mal ihracatı 2026’da 282 milyar dolardan 2029’da 316 milyar dolara çıkması ; mal ve hizmet ihracatının program sonunda 450 milyar dolara ulaşması hedeflenmektedir.

İthalat enerji faturası kaynaklı olarak 2026’da 387 milyar dolara yükselir.

Kişi başına gelirin 2026’da ilk kez 20 bin dolar eşiğini aşması, 2029’da 24.842 dolara çıkması öngörülmektedir.

Merkezî yönetim bütçe açığının GSYH’ye oranı 2026’da %3,1, dönem sonunda %2,8 olarak belirlenmiştir.

Sanayi büyümesi tahmini önceki programdaki %4,0’tan %2,3’e çekilmiştir.

Revizyonun resmi gerekçesi, Şubat 2026 sonunda ABD/İsrail–İran ekseninde tırmanan çatışmanın enerji ve emtia fiyatlarında yarattığı şok, ticaret ortaklarında büyümenin zayıflaması ve dezenflasyonun gerektirdiği sıkı finansal koşullardır.

Brent petrol varsayımı önceki programdaki 64,3 dolardan ortalama 89,3 dolara; küresel enflasyon tahmini %3,6’dan %4,7’ye çekilmiştir.

MENA bölgesinde 2026 büyümesi %-0,5 olarak öngörülmektedir. TCMB hesaplamasına göre savaşın enflasyon üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkisi yaklaşık 7 puandır.

Bu çerçeve, potansiyelin üzerine çıkmayan, talep yönlü enflasyonist baskı üretmeyen ve verimlilik artışına dayalı bir büyüme kompozisyonunu esas almaktadır. 2026 ikinci çeyrek GSYH görünümü ve Ağustos imalat PMI’sinin 50 eşiğinin altında kalması, 2026 gerçekleşme tahminini destekler niteliktedir.

Geçmiş Politika Rejimleri Ve Önceki OVP’lerle Karşılaştırma

Yeni programın anlamı, ancak üç katmanlı bir tarihsel karşılaştırma ile kavranabilir: 2021–2023 heterodoks dönem, 2023 Haziran sonrası rasyonelleşme programı ve 2025 Eylül’ünde yayımlanan 2026–2028 OVP’si.

2021–2023 dönemi. Bu evrede düşük politika faizi, kur korumalı mevduat (KKM), yoğun döviz müdahalesi ve büyüme öncelikli bir duruş hâkimdi. Sonuç, hızlanan enflasyon, rezerv erimesi, CDS priminde 700 baz puanın üzerine çıkan sıçrama ve finansal dolarizasyon olmuştur.

Mayıs 2024’te yıllık enflasyon u,5’e kadar yükseldi. Bu dönem, kısa vadeli büyümeyi uzun vadeli istikrara tercih eden zaman tutarsızlığının somut örneğidir.

Yeni OVP’nin “fiyat istikrarı birinci önceliktir” ifadesi, tam da bu dönemin maliyetine verilen geç cevap olarak okunmalıdır.

2023 Haziran sonrası program. Hazine ve Maliye Bakanlığı ile TCMB nezdinde faizlerin kademeli olarak P bandına çıkarılması, KKM’den çıkış, rezerv birikimi ve seçici kredi sıkılaştırması devreye girmiştir.

 Politika faizi 2026 başında 7’ye indirilmiş ve bu düzeyde tutulmuştur. Kazanımlar ölçülebilirdir: KKM stoku sıfırlanmış, TL mevduat payı a,5’e çıkmış, brüt rezervler 188,2 milyar dolar bandına yaklaşmış, CDS 200’lü seviyelere gerilemiştir.

Ancak programın enflasyon tarafındaki vaadi tekrar sapmıştır. 2024 yılsonu enflasyonu önceki OVP hedefinin üzerinde gerçekleşmiş; 2025 sonunda enflasyon 0,9 olmuş; 2026 için önce ’nin altı, ardından 2026–2028 OVP’sinde  öngörülmüş, şimdi (,4’e çıkarılmıştır.

2026–2028 OVP’si ile 2027–2029 OVP’si. Önceki belgede 2026 büyümesi %3,8, 2027 büyümesi %4,3, 2028 büyümesi %5 idi.

Enflasyon 2026’da , 2027’de %9, 2028’de %8 olarak yazılmıştır.

Cari açığın GSYH’ye oranı 2026 için %1,3; bütçe açığı %3,5; turizm geliri 68 milyar dolar; enerji ithalatı 63 milyar dolar; dış ticaret açığı 96 milyar dolardı.

Yeni belgede büyüme ve sanayi aşağı, enflasyon ve dış açık yukarı revize edilmiş; buna karşılık 2026 bütçe açığı tahmini %3,5’ten %3,1’e iyileştirilmiştir.

Tek haneli enflasyon iki yıl ötelenmiştir. Resmî söylem “çerçevenin değişmediği” yönündedir.

Analitik olarak bu doğru olmakla birlikte yetersizdir: çerçeve aynı kalmış, fakat çapanın sayısal inandırıcılığı zayıflamıştır.

Karşılaştırmanın özü şudur. 2021–2023 dönemi yanlış teşhis ve yanlış araç seti üretmiştir.

2023 sonrası dönem doğru teşhise döndü, fakat hedef tutturma disiplini zayıf kalmıştır.

2025 OVP’si jeopolitik şok varsayımını yeterince fiyatlamamıştır.

2026 OVP’si şoku kabul etmekle gerçekçiliğini artırdı; ancak aynı zamanda “hedefler sapınca takvim kaydırılır” pratğini pekiştirdi.

Reçetenin bu yüzden yalnızca yeni araç tek başına  önermesi yetmemekte; geçmiş sapmanın tekrarını engelleyecek kural ve kurum tasarımı sunması gerekmektedir.

Maliye Politikası: Disiplin, Kompozisyon Ve Sürdürülebilirlik

Maliye politikası, 5018 sayılı Kanun’un 16. maddesi uyarınca OVP’nin bütçe sürecini başlatan işlevine yaslanmaktadır.

Temel yönelim, harcama etkinliğinin artırılması, vergi tabanının genişletilmesi ve kamu borç stokunun GSYH’ye oranının kontrol altında tutulmasıdır. AB tanımlı genel devlet borç stoku/GSYH oranı program döneminde kabaca "–24 bandında tutulmaktadır.

Stok seviyesi birçok gelişmekte olan ülkeye kıyasla düşüktür; buna karşılık faiz yükü ve deprem kaynaklı harcama baskısı, faiz dışı dengenin önemini artırmaktadır.

Harcama tarafında tasarruf genelgesi disiplini, kamu yatırım programının rasyonelleştirilmesi, kamu ihale mevzuatının dijitalleşmesi, KÖİ projelerinin dengeli planlanması ve KİT yönetişiminin güçlendirilmesi öne çıkmaktadır.

Gelir tarafında kayıt dışılıkla mücadele, büyük veri ve yapay zekâ destekli risk analizi, doğrudan vergilerin payının artırılması, vergi harcamalarının gözden geçirilmesi ve sosyal güvenlik prim tabanının genişletilmesi öngörülmektedir.

Savunma ve tarım yatırımlarındaki artış, jeopolitik ve gıda güvenliği gerekçeleriyle meşrulaştırılmaktadır.

Geçmişle karşılaştırıldığında maliye politikasının göreli başarısı, para politikasından daha belirgindir. 2026 bütçe açığının önceki OVP’deki %3,5 varsayımından %3,1’e çekilmesi, savaş şokuna rağmen mali çerçevenin tamamen terk edilmediğini göstermektedir.

Bu, 2021–2023 dönemindeki genişlemeci duruştan nitel farktır. Ancak aynı dönemde faiz harcamalarının bütçe içindeki payının yükselmesi, sıkı para politikasının mali faturasını görünür kılmaktadır.

Geçmiş OVP’lerde tekrarlanan “kayıt dışılıkla mücadele” ve “vergi........

© Para Analiz