Ömer Gencal yazdı: Kırılgan Dengeler Arasında Doğru Rotayı Kaybetmemek
Seneca, "Fırtınanın içindeyken liman aramak geç kalınmış bir karardır" der gibi bir öğüt bırakmıştı ardında, sağlam bir gemi, fırtına kopmadan önce yola çıkandır. Bu hafta piyasalara ve Türkiye'nin gündemine baktığımda, aklıma ilk gelen bu oldu: dezenflasyon anlatısı, jeopolitik şok ve bütçe manşetleri arasında sıkışan bir hafta yaşadık; herkesin "liman güvenli" dediği yerde asıl soru, o limana hangi rotadan ve hangi bedelle ulaşıldığı.
Global tarafta çelişen sinyaller
ABD'de Haziran enflasyonu aylık bazda Nisan 2020'den bu yana en sert düşüşünü kaydetti, yıllık TÜFE %3,5'e geriledi. Fed Başkanı Kevin Warsh, Kongre'ye verdiği ilk yarı yıllık sunumda veriyi "cesaret verici" bulduğunu söyledi ama tek bir aya güvenmemek gerektiği uyarısını da eksik etmedi — 28-29 Temmuz FOMC toplantısı öncesi piyasanın Eylül indirimini fazla ileri götürmemesi gereken bir an bu. Aynı hafta ABD'nin İran'a yönelik üçüncü gece harekâtı sonrası Brent %4,7 yükselerek 87,23 dolara çıktı; kazanç sezonu da ayrıştı — TSMC ve UnitedHealth rekor sonuçlar açıklarken Netflix ve IBM hayal kırıklığı yarattı, yarı iletkenleri içeren fon (SOXX ETF) haftalık geriledi ve global çip piyasa değerinden yaklaşık 3,3 trilyon dolar silindi. Rakamın büyüklüğünü anlamak için bir karşılaştırma yapmak gerekirse neredeyse 7 Borsa İstanbul değeri bir haftada yok oldu.
Avrupa'da tablo biraz daha ferahlıyor gibi görünse de ayrışma dikkat çekici: Haziran enflasyonu %2,8'e geriledi, ama Avrupa Merkez Bankası yine de 11 Haziran'da üç faizi de 25 baz puan artırarak Eylül 2023'ten bu yana ilk artırımını yaptı — enerji şokunun bıraktığı çekirdek enflasyon hâlâ %2 hedefinin belirgin üzerinde. Almanya ihracatı 3,5 yılın zirvesine çıkarken Fransa'da işsizlik %8,1 ile yapısal zayıflığını koruyor.
İki cephe, tek risk primi: Hürmüz ve Ukrayna-Rusya
Haftanın piyasa rejimini belirleyen asıl unsur bence jeopolitik. Hürmüz Boğazı krizi küresel petrol ticaretinin yaklaşık 'sini barındıran bir damarı doğrudan tehdit ediyor; Brent'in savaş öncesi bandın hâlâ belirgin üzerinde seyretmesi bunun fiyatlandığının göstergesi. Ukrayna-Rusya cephesinde ise savaş bir "dondurulmuş çatışma" değil, Ukrayna'nın rafineri altyapısına yönelik vurucu kampanyası Rusya'nın rafinaj kapasitesini 21 yılın en düşük seviyesine kadar geriletmiş durumda, bu da küresel rafine ürün dengesinde ayrı bir arz baskısı anlamına geliyor. İki cephenin ortak paydası aynı: enerji arz güvenliğine dair risk primi kolay kolay sıfırlanmıyor ve merkez bankalarının "dezenflasyon kalıcı" tezini her an bozabilecek bir dış şok potansiyeli masada kalıyor. Üstelik karşılıklı bombalamalar enerji tesislerini de aştı ve lojistik temel ihtiyç maddesi depolarına ulaştı.
Yapay zeka yatırımları: Wolf'un çöküş tezine eleştirel bir bakış
Martin Wolf, FT'de kaleme aldığı yazısında ABD borsasının 1881'den bu yana yalnızca bir kez (1999-2000 zirvesi) bugünkünden daha pahalı fiyatlandığını öne sürüyor; Shiller CAPE'in (Cyclically Adjusted Price-to-Earnings-Döngüsel Olarak Düzeltilmiş Fiyat/Kazanç Oranı) bugün 41,4 ile tarihsel ortalamanın (17,8) çok üzerinde olduğunu, "excess CAPE getirisinin" düşük olduğu dönemlerde sonraki on yıllık getirilerin zayıf kaldığını hatırlatıyor. Rakamlara itirazım yok — ama ölçüm biçimine var. Wolf'un kullandığı payda (trailing kazanç) yapısal olarak geriye dönük bir ölçü; bugünün endeks liderleri 1929'un ya da 2000'in sermaye-yoğun, düşük marjlı şirketlerinden çok farklı, asset-light ve network-effect temelli işletmeler. Cobb-Douglas fonksiyonunu hatırlayarak ve bunun çerçevesinden bakarsak: sermaye girdisi (K) sabit kalırken yazılım ve Yapay Zeka sayesinde toplam faktör verimliliği (A) yapısal olarak yükseliyor — ve bu yükseliş henüz trailing kazanca tam yansımamış olabilir. Ama madalyonun öbür yüzünü de görmezden gelemeyiz: Panmure Liberum'dan Joachim Klement'in belirttiği gibi, yalnızca değerlemeler değil kazançların kendisi........
