menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

GEÇMİŞ OLSUN: BU BATAKLIĞI HEP BERABER İNŞA ETTİK!

37 0
18.04.2026

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okul koridorlarını kan gölüne çeviren, 14-15 yaşındaki

çocukların parmaklarını tetiğe götüren o karanlık motivasyonu anlamak için önce kendi

evlerimize, pırıltılı ekranlarımıza ve nankörce kurduğumuz sofralarımıza bakmak zorundayız.

Toplum olarak suçu sadece "online oyunlara", internete ya da dış güçlere atıp vicdanımızı

yıkama çabamız, aslında kendi suçluluk duygumuzu bastırma telaşımızdan başka bir şey değil.

Bu cinnet, tek bir nedene sığmayacak kadar büyük, çok boyutlu bir toplumsal iflastır. Bu

çocuklar gökten zembille inmedi; biz onları televizyon ekranlarında, sınav salonlarında ve

birbirimizi nankörce tükettiğimiz o buz gibi evlerimizde bizzat inşa ettik.

Biz çocuklara insan olmayı değil, birer "yarış atı" olmayı öğrettik. Akademik başarıyı tek tanrı

sanan, davranışı ve edepli olmayı "zaman kaybı" gören o ruhsuz eğitim ve sınav sistemi

evlatlarımızı sadece birer puandan ibaret gördü. Çocuklar, "kazanmak için her yol mübahtır"

denilen o vahşi yarışın içinde merhametlerini ve vicdanlarını bıraktılar. Ekranlara çıkıp çocuk

psikolojisini "hemen kırılacak bir cam" masalıyla anlatan uzmanlar ise bu yıkımın en büyük

ortağı oldu. Çocuğun sınır tanımazlığını "özgürlük", disiplinsizliğini "özgüven" diye

pazarladılar. O "cam" diye büyütülen çocukların ruhu, gerçek hayatın sertliğine çarptığında

birer kırığa değil, keskin birer silaha dönüştü. Kuralların "travma", disiplinin "baskı" sayıldığı

bu ortamda ne öğretmende otorite kaldı ne de okulda huzur. Öğretmen, bir uyarı yaptığında

soruşturma açılmasına ya da veli saldırısına uğrama korkusuyla değersizleştirilerek eğitim

yuvalarında derin bir boşluk oluşturuldu ve o boşluğu telegram gruplarındaki nefret ve kanlı

eylem planları doldurdu.

Buna birde ekonomik kaos eşlik edince durum daha da derinleşti. Ekonomik çöküş sadece

cüzdanları değil, vicdanları da kuruttu. Alın teri dökerek yaşayanların yokluğa mahkûm

edildiği; buna karşın ahlaksızlığın, gerçek dışı hayatların ve "kısa yoldan" köşeyi dönenlerin el

üstünde tutulduğu bir pazar yerine doğdu bu çocuklar. Gündüz kuşağı........

© Ortadoğu