DEVLET HASTANESİNDE AMELİYAT OLMAK
1980’li yıllarda,şimdiki İletişim Fakültesini Ankara’da bitiripmesleğe ilk adım attığımda,gazetecilikte dal olarak polis muhabirliğini seçtik.
O da rahmetli Rauf Tamer’in tavsiyesi ile olmuştu;“Polis muhabiri olursan istihbaratın içinde olursun.Hem bilgin hem de görgün, mesleki olarak sana çok daha faydalı olur.” demişti.
Dediği de doğru çıktı.
Zamanın istihbarat şefimiz rahmetli Burhan Ayeri depolis muhabirlerine ayrı bir ilgi gösterirdi.
Ancak boş olan zamanlarımızda bizi azarlardı:“Masada oturmayın. Gidin halkın arasına karışın.Haber masada değil, sokakta.Ya da gidin hastanelerin acil servislerinin önüne.Orada haberin kralı var.” derdi.
Dedikleri de tabii ki doğru şeylerdi.Özellikle devlet hastanelerinde yaşananlar,haber olarak hep ön plana çıkarlardı.
Öze gelirsek, benim devlet hastanesi ile sağlık olarakpek işim olmadı.Olsa bile, 800 bin tirajlı Tercüman gazetesinin gücünden dolayıbaşhekimlerin çoğu isteklerimize pek hayır dedikleri olmazdı.
30 yıldır İsviçre menşeli bir özel sağlık sigortamız var.Onun güvencesi altındayız.Niye sağlık sigortası diye sorulabilir.
Birincisi, insanın önemli varlığı bence canıdır.Onun güvenceye alınması gerekir.Devlet, vakıf, üniversite hastanelerinin........
