Yeni dünya kurulurken: Özgür Özel'in eski haritası
ABD-İran savaşının askeri bir çatışma olarak değil, Amerikan hegemonyasının ekonomik modeli olan neoliberal küreselleşmenin sonunu hızlandırabilecek tarihsel kırılma olarak değerlendirdim…
Böyle bir dönüşümün Türkiye açısından ne anlama gelebileceğini ele aldım. Dünya ekonomisinin ağırlık merkezi Atlantik’ten Avrasya’ya kayarken, Türkiye’nin ilk kez merkezde yer alma fırsatı ile karşı karşıya olduğunu yazdım…
Bugün ise meselenin Türk iç politikasındaki yansımasını ele alacağım.
Dünyada çok uzman bugün, ekonomi ağırlık merkezinin Atlantik’ten Avrasya’ya kaydığını tartışıyor. Çin, Hindistan, Rusya…Vs.
Buna rağmen Türkiye’deki muhalefetin önemli bölümü hâlâ siyaseti 1990’ların dünyasına göre okumayı sürdürüyor!
Özgür Özel’in NATO, Avrupa Birliği ve Batı ile ilişkiler açıklamaları bu açıdan dikkat çekici...
Oysa burada tartışılması gereken mesele dünya değişirken siyasi zihniyetlerin değişip değişmediği...
Belki de sorun bir siyasetçinin tercihinden daha derinde yatıyor. Türk siyasi elitlerinin önemli bölümü son iki yüz yıldır Batı merkezli modernleşme geleneği içinde yetişti. Okudukları kitaplar, öğrendikleri uluslararası ilişkiler teorileri, hatta kalkınma ve ilerleme tanımları büyük ölçüde Atlantik dünyasını referans aldı. Bu nedenle dünya değişme sürecine girse bile zihinsel haritaları aynı hızla değişmiyor!
Dünya Avrasya’ya doğru hareket ederken, Türk muhalefeti hâlâ Atlantik’in siyasi dilini nasıl konuşur?
ÖZGÜR ÖZEL’İN “OKUMASI”
Özgür Özel’in dünyayı hâlâ büyük ölçüde NATO, Avrupa Birliği ve Batı ekseninde okuması ilk bakışta siyasi tercih gibi........
