Trump'ın 'hediyesi'... Unutulan ders
İktidara yakın bir köşe yazarı, Ankara'daki NATO Zirvesi’nde ABD Başkanı Trump'ın Türkiye'ye yönelik olumlu mesajlarını değerlendirirken şu cümleyi kurdu:
-"Trump bize hep böyle hediyelerle gel..."
Bu cümleyi okuyunca aklıma, Türkiye'nin Soğuk Savaş yılları geldi.
Prof. Feroz Ahmad, “Türkiye'de Çok Partili Politikanın Açıklamalı Kronolojisi (1945-1971)” adlı çalışmasında, savaş sonrasında Türkiye'nin Batı'yla kurduğu ilişkinin adımlarını gün gün anlattı:
Truman Doktrini, Marshall Planı ve ardından Türkiye'nin NATO'ya katılması...
O yıllarda Washington'dan gelen hemen her olumlu haber, yalnızca diplomatik gelişme değil, aynı zamanda güvenliğin teminatı olarak görülüyordu.
Aradan yaklaşık seksen yıl geçti.
Bugün konuştuğumuz başlıkların adı değişti: CAATSA, F-35…
Ama değişmeyen psikoloji var: Washington'dan gelen askerî her haber hâlâ "en iyi haber", hatta kimi zaman "hediye" olarak karşılanıyor!
Oysa insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
Yarım asırdır "yerli ve milli savunma sanayi kuruyoruz" diyen Türkiye, neden hâlâ Amerika'dan gelecek bir savaş uçağı haberini bu kadar önemsiyor?
Bu sorunun cevabı Pentagon'da değil, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nda saklı...
ASELSAN’A İHTİYAÇ DUYMAK
Kıbrıs Barış Harekâtı, Türkiye'nin askerî tarihinde yalnızca zafer değildir. Aynı zamanda bağımlılığın bedelini gösteren dönüm noktasıdır:
Askerî harekât sırasında kullanılan haberleşme sistemlerinin önemli bölümü ABD kaynaklıydı.
Askerî birliklerin kullandığı telsizler arasında uyumsuzluklar........
