menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Nobel'in gerçek yüzü...

25 26
07.01.2026

Fransız filozof Jean Paul Sartre, 1964 yılında Nobel Edebiyat ödülünü reddetti: Hiçbir Batı merkezli kurumsal onay mekanizmasının parçası olmak istemediğini açıkça belirten Sartre’a göre Nobel, ‘egemen düzenin vitrini’, ödül ise bu vitrinin bir aracıydı.

Bu nedenle Sartre’ın reddi, Nobel Barış Ödülü’nün ‘ahlaki üstünlük dağıtma’ işlevine yönelmiş ilk açık itirazlardan biri olarak kabul edilir.

Nobel Barış Ödülü, özellikle Soğuk Savaş yıllarından beri yalnızca ‘barış’ kavramıyla ilgili bir ödül olmadı. Daha çok, Batı merkezli dünyanın kimin meşru, kimin gayrimeşru olduğuna karar verdiği bir ahlaki mühür işlevi gördü: Ödül alan kimi isimler, büyük kaosların mimarına dönüştü.

1983’te bu çizgi belirginleşti: Ödül Polonya’daki Dayanışma hareketinin lideri Lech Walesa’ya gitti.

Ardından Walesa iktidara geldi, Polonya neoliberal dönüşümün en sert örneklerinden birini yaşadı. Özelleştirmeler, işsizliğin artışı, sosyal devletin çözülmesi… İşçi hareketinden çıkan figür, işçi sınıfı aleyhine sonuçlar doğuran dönüşümün ismi oldu.

KENDİ İDEALLERİNE EN UYGUN LİDERİ PARLATMA MEKANİZMASI

1990’a gelindiğinde ödül Mihail Gorbaçov'un oldu. Gorbaçov’un iktidara geldiğinde başlattığı reform süreci, Sovyet devletinin kurumsal reflekslerini zayıflattı. Batı açısından bu, ‘barışçı........

© OdaTV