Hürmüz’de Yeni Dalga: Açıldı mı, Kapandı mı ve/veya Stratejik Oyun mu, Çaresizlik mi?!
15 Nisan tarihli “Masaya Dönüş mü, Stratejik Oyun mu?!” başlıklı değerlendirmemizde, uluslararası siyasette müzakere çağrılarının sıklıkla samimi bir barış arayışından ziyade taktiksel hamleler olduğunu vurgulamıştık.
Aradan geçen birkaç günde yaşanan hızlı gelişmeler, bu tespitin ne denli isabetli olduğunu bir kez daha teyit etti.
Nitekim İran’ın Hürmüz Boğazı’nı ticari gemilere yeniden açtığını duyurması (17 Nisan), ardından Devrim Muhafızları’nın ABD’nin devam eden deniz ablukası gerekçesiyle boğazın “eski haline döndüğünü” ve “sıkı kontrol” altına alındığını açıklaması (18 Nisan), sahadaki gerilimin inişli çıkışlı seyrini gözler önüne serdi. Bu dalgalanma, diplomatik iyimserlik ile fiili durum arasındaki çelişkiyi daha da belirginleştirdi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın “savaş bitmeye çok yakın”, “müzakere masası yeniden kuruluyor” ve hatta “İran boğazı tamamen açtı, teşekkürler” yönündeki açıklamaları, bu yeni tablo karşısında yeniden okunmalıdır.
Bir yanda boğazın kısa süreli açılışı ve Lübnan ateşkesi gibi adımlar, diğer yanda ABD’nin İran limanlarını abluka altında tutmaya devam etmesi ve Trump’ın “anlaşma yüzde 100 tamamlanana kadar abluka sürecek” vurgusu, klasik bir stratejik ikiliği yansıtıyor.
Hürmüz Boğazı, küresel enerji arzının can damarıdır.
Dünyanın petrol ve LNG ticaretinin yaklaşık........© ngazete
