Biz Neden Yokuz ve/veya Eleştirinin Gizli Yüzü?!
Eleştirinin Görünmeyen Yüzü ve/veya “Biz Neden Yokuz?” Sorusu ve Gerçek Adalet Arayışı?!
…
Günümüzde sisteme yöneltilen eleştirilerin büyük bölümü, ilk bakışta hak, hukuk ve adalet talebi gibi görünse de, aslında daha derin bir sorunun etrafında dönmektedir:
“Biz neden yokuz?” ya da daha samimi ifadesiyle “Bize niye yok?”
Bu soru, yalnızca bir dışlanmışlık duygusunu değil; eleştirinin niteliğini ve zihniyetini de belirleyen kritik bir yaklaşımı yansıtmaktadır.
Eleştirinin Niteliği: İlke mi, Pay mı?
Bir sistemi eleştirmek, sağlıklı bir toplumun en önemli unsurlarından biridir.
Ancak eleştirinin dayandığı temel belirleyicidir.
Eğer eleştiri, evrensel ilkelere ve adalet arayışına dayanıyorsa, kapsayıcı, dönüştürücü ve kalıcı bir etki yaratır.
Buna karşın, eleştiri yalnızca “sistemden yeterince pay alamama” hissine yaslanıyorsa, talep adalet olmaktan çıkıp bir yeniden dağıtım beklentisine dönüşür.
Burada temel ayrım şudur:
Adalet isteyenle pay isteyen aynı şeyi mi talep etmektedir?
Görünürde benzer olsalar da, bu iki talep özünde farklıdır.
İlkesel adalet talebi, herkes için eşit ve adil bir hukuk düzeni ister.
Pay talebi ise çoğu zaman “bizim de içinde........© ngazete
