TBMM’de Türk Yok: Atatürk’ten Sonraki Boşluk!?
TBMM’nin adı TÜRK ama içinde TÜRK yok ve/veya ATATÜRK’ten sonraki boşluk ve yeniden doğuş imkanı?!
...
“Türk milleti, milli benliğini bulamayan milletler başka milletlerin avı olacaklardır.”Mustafa Kemal Atatürk
(Bugüne dek hiçbir kaynakta tam bu vurguyla aktarılmamış, derin bir uyarı:
Türk kimliğinin erimesi, milletin esarete sürüklenmesinin ilk adımıdır.)
...
Haber şu:
https://x.com/mtgundogan/status/2020107781823471882?s=46
Yorum şu:
Sayın Prof. Dr. Mete Gündoğan’ın son paylaşımı, bir kez daha milletimizin vicdanına hançer gibi saplandı..
Gündoğan’ın bu paylaştığı çarpıcı analiz, tarihsel bir zorunluluğu haykırıyor:
Devletin yeniden yapılandırılması artık bir tercih değil, kaçınılmaz bir gerçeklik.
Devletin, kurumların, hukukun, değerlerin çürümüşlüğü ortada.Epstein’den küresel rezilliklere kadar Batı’nın maskesi düştü!Bizde de benzer bir kokuşma, yetersizlik ve yabancılaşma hüküm sürüyor.
Ancak asıl soru şu:
Bu çürük düzeni kim temizleyecek, devleti kim yeniden kuracak?!Öncelikle tabloyu netleştirelim:
Güncel (2026 başı) TBMM sandalye dağılımı şöyle (resmi ve haber kaynaklarından derlenmiş haliyle):
- AK Parti:~275 milletvekili
- CHP: ~138- DEM Parti: ~56
- MHP: ~47
- İYİ Parti: ~29-30
- Yeni Yol:~20
Diğer küçük partiler bağımsızlar (YRP, HÜDA-PAR, TİP, DBP vb.) kalanını paylaşıyor.
Toplam 600 sandalyeden fiilen 592 civarı dolu.Bu tabloda “Türk” yok mu?!
Aksine, sandalye çoğunluğu hâlâ Türk kökenli seçmenlerin oylarıyla şekillenmiş partilerde.
Ama benim kastettiğim daha derin:
Kurucu irade, milli kimlik eksenli, Atatürk sonrasıdönemde “saf Türk milliyetçiliği” çizgisinde bir liderin veya partinin neden dominant ol(a)madığı.
Gerçek şu:
Atatürk’ten sonraTürkiye’de “Türk” kimliği, devlet katında resmi ideoloji olarak kaldı.
Ama siyasi rekabette etnik vurgulu bir milliyetçilik yerine, dini-muhafazakâr, Kürt kimlikli, liberal, sosyal demokrat vsb eksenler öne çıktı.
Neden?!
- 1950’den beriçok partili sistem, etnik homojenlik yerine ideolojik kutuplaşma üretti.
- Soğuk Savaş, darbeler, 12 Eylül, 28 Şubat, 15 Temmuzgibi kırılmalar, “Türk milliyetçiliği”ni hep devletçi elitlerin tekelinde tuttu.
Halk tabanında ise din, ekonomi, kimlik........© ngazete
