menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hayatı ıskalamak…

205 31
31.03.2025

Denizin ortasında, dört bir yanımı çevirmiş İstanbul’u seyrediyordum…

Sağımda solumda küçücük tekneler içinde, küçücük dünyaları olan insanlar büyük bir şevkle, ısrarla ve de hiç bıkmadan küçücük balıkları avlıyorlardı...

Akşamın alacakaranlığında İstanbul güzel, çok güzeldi. Işıl ışıl İstanbul sanki bütün çirkinliklerinden arınmıştı!

Siyah; binlerce yıldır ihanetle, kalleşlikle, entrikayla, insanın insanı en acımasız şekilde sömürüsüyle, ahlaksızlıkla beslenen bu kentin bütün defolarını kapatmıştı!

Birkaç saat sonra sabah olacak, siyah kaçınılmaz olarak beyaza yenilecek, acımasız çark olanca ağırlığıyla dönmeyi sürdürecekti. Ve günün ilk ışıkları gecenin sihrini alıp götürecek, defolar tüm çıplaklığı ile sırıtacaktı!

-Ama daha vakit vardı...

O an, denizin ortasında, gecenin koynunda kavgalardan, çirkinliklerden, kalleşliklerden, ihanetlerden,........

© Nefes