Demokratik Parçalanma!
Terörist başı Abdullah Öcalan, silah bırakma çağrısının birinci yıldönümü şerefine bir mesaj paylaştı…
DEM Parti de bu pek önemli mesajı kamuoyuna açıkladı; açıklanan bu metin Öcalan’ın sözlerinin tümünü mü kapsıyor yoksa “izin verildiği” kadarını mı bilemiyorum! Ancak yayımlandığı kadarı bile yakın gelecekte neler yaşanacağının ipuçlarını olabildiğince net olarak ortaya koyuyor!
Öncelikle, uzun açıklamanın ana fikrini görüşünüze sunmak istiyorum. Bakın İmralı mahkûmu nasıl bir “çözüm” istiyor anlayın:
- Din ve dil empoze edilemediği gibi milliyet de edilmemelidir. Demokratik sınırlarda ve devletin bütünlüğünü esas alan bir anayasal vatandaşlık ilişkisi dinsel, ideolojik, kimliksel ve milliyet varlığını özgürce ifade etme ve örgütlenme hakkını kapsar…
Öcalan, aslında kısa yoldan “özerklik istiyoruz” da diyebilirdi, ancak anladığım kadarıyla bunu bir sonraki aşamaya bırakmayı tercih etmiş!
Mesajı okuyunca, yıllar önceki ilk “çözüm süreci” geldi aklıma; sözcükler farklı olsa da temelde büyük farklılık yoktu. Bu yeni süreçte biraz daha ılımlı, demokrasiyi pek bir içselleştirmiş havası yaysa da sonuçta istenenler ikiz kardeş gibiydi!
Arşivleri açtım, taa 2010 yılında yani yaklaşık 16 yıl önce kaleme aldığım “Demokratik parçalanma” başlıklı yazımı buldum; Öcalan’ın “o çözüm süreci ile ilgili” sözlerini ve o tarihte BDP ismini taşıyan partinin Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın açıklamalarını buldum, okuyun kararınızı verin…
-Ne istediklerini anlayın!
Siz gerçekten BDP’nin, daha doğrusu PKK’nın ve tabii ki Öcalan’ın iki dil talebiyle yetineceğini mi sanıyordunuz? Öyleyse çok safsınız! Tayyip Bey daha “demokratik açılım” lafını ağzına aldığında İmralı’daki mahkûm, “Yol Haritası” adını verdiği, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) tarafından bir bölümü açıklanan “Bağımsızlık Manifestosunu” yazmıştı bile!
O “Yol Haritasına” bakın, DTK’nın açıkladığı hedeflerle neredeyse kelimesi kelimesine aynı olduğunu görürsünüz... Öcalan’ın emriyle Diyarbakır’da toplanan Demokratik Özerklik Çalıştayının bildirisine bakalım:
-Hedef Özerk Kürdistan’ın inşası. Bu özerkliğin inşası için; Siyasal, hukuki, öz savunma, sosyal, ekonomik, kültürel, ekolojik ve diplomasi alanlarına örgütlenmeye gidilecek. Demokratik Özerk Kürdistan Toplum Kongresi, TBMM’ye kendi temsilcilerini göndererek ortak vatan politikalarına dahil olacak. Kürtler kendi öz savunma gücünü kuracak, kendi bayrak ve sembollerini kullanacak. Kürtçe kamusal alanda kullanılacak ve eğitim dili haline getirilecek…
Özetleyerek alıntı yaptığım bu açıklama ne demektir biliyor musunuz, Türkiye’nin parçalanmasıdır! Kendi bayrağı, kendi ordusu, kendi ekonomisi, kendi diplomasisi, kendi hukuku… Bir para basmadıkları kalmış,
-Hiç kuşkunuz olmasın ona da sıra gelecek!
Bitti sanıyorsanız, ‘istediklerinin tümü budur’ diye düşünüyorsanız yine yanılıyorsunuz! Bakın BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Büyük Projeyi” nasıl anlatıyor:
-Kürt Sorunu derken, kendi anavatanında kendi kendini yönetme ve kendi kaderi hakkında söz sahibi olma arayışı içerisinde olan bir halkın sorunundan söz ediyoruz… Türkiye yaklaşık 20-25 idari bölgeye ayrılabilir. Biz il genel meclisleri ile Türkiye Büyük Millet Meclisi arasında bir yerde konumlanmış ‘Bölge Meclisleri’ öneriyoruz. Bu sistemde TBMM dış ilişkiler, ulusal savunma, genel maliye hizmetlerini elinde bulunduracak, adalet ve eğitim gibi hizmetler de yerel yönetimlerle birlikte yürütebilecek, geri kalan bütün yetkiler ise bölge meclisine devredilecek... Biz iktidara “bu talebi de görmek zorundasın” diyerek, demokratik baskı uyguluyoruz… Eğer bu özerk yönetimler için ek tedbirler alınmazsa Türkiye’de 20 tane küçük ulus devletçik yaratmış oluruz…
Öcalan’ın kafasından, Demirtaş’ın ağzından çıkan bu “proje” yeni değil, geçen yüzyılın başında çok uğraşılan ancak Türk ulusu tarafından paramparça edilen senaryonun yeni yüzyıla uyarlanmış hali!
Üstelik Demirtaş, “20 küçük ulus devletçiğe bölünme” tehdidini de açıkça ortaya koyuyor, tıpkı 1919 sürecinde olduğu gibi!..
Zafer partisi lideri Prof. Ümit Özdağ, o zaman aynen şöyle demişti:
-Irak, iki savaş yaşayıp, ardından işgal edildikten sonra Kürdistan projesi hayata geçirilebildi... Türkiye ise savaşsız, işgalsiz demokratik bir şekilde, özgürce parçalanıyor!”
Ben de bugün Özdağ ile aynı şekilde düşünüyorum. Oyun büyük, ancak bir noktayı hep gözden kaçırıyorlar:
