57. Alay
Arıburnu’nda savaş gittikçe daha kanlı oluyordu...
Alayın Tabur Komutanı Halis Bey gençlerin yönetiminde kalan sağ kanadın direnebileceğinden kuşkuya düştü. Yardım için geldi. Yüzü sapsarıydı. Teğmen Mucip nedenini çok çabuk anladı. Sol kolunun kumaşı gittikçe kızarıyor, avucuna kan doluyordu...
-Yaralanmışsınız efendim.
Mucip, “sıhhiye” diye seslenecekti, komutan susturdu:
-Sus, asker yaralandığımı duymasın!..
Mucip’in yanında kaldı. Gençleri yalnız bırakmak istemediği belliydi. Düşman sağ kanadın arkasına dolanırsa 27. Alayın tümü tehlikeye düşerdi. Mucip, “Komutanım” dedi, “deneyimsizliğimiz görevi başarmaya engel değil. İçiniz rahat olsun. Bize ve askere güvenin!” Komutan zorlukla ayakta durmaktaydı. “Peki” dedi, “Gidiyorum ama buradan kesinlikle geri çekilmeyeceksiniz. Geriye ancak hepinizin öldüğünü bildiren bir haberci gönderebilirsiniz. Anladın mı?”
Savaş gittikçe acılaşmaktaydı...
Anzaklar geriden sürekli yardım alıyordu. Makineli tüfeklerinin sayısı da arttıkça artıyordu... Mucip’in bölüğü ise durmadan kan kaybetmekteydi. Takviye gelmemişti. Yollanacak asker yoktu demek ki! Bölükte çalışan 50 tüfek kalmıştı. O da gittikçe azalmaktaydı. Az sonra 35’e düşecekti. Mucip, “Galiba geriye, ölmek üzere olduğumuzu bildirecek haberciyi........
