Dar gelirli ve esnaf bekleyecek
Bir süreden beri iktidar partisinde ekonomiyle ilgili şikayetlerin yükseldiğini biliyoruz. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı son yatırım paketinde yabancı sermaye ve ihracatçılara öncelik vermesi hayal kırıklığı yarattı. Partide, esnaf, emekli ve dar gelirli için hazırlanan paketin en geç yıl sonunda açıklanacağı iddia ediliyor.
Ekonomi programının revize edilmesinin, rahatsız seçmenin ikna edilmesi için adım atılmasının şart olduğu yönündeki görüşleri daha önce kaleme almıştık. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in kendisine iletilen şikayetler konusunda yıl sonunu işaret ettiği anlatılıyor.
AKP’liler, “Sokağın doğal olarak ekonomi nedeniyle ciddi eleştirileri var. Özellikle emekli, dar gelirliler ve esnaf. Bu konuda düzenleme yapılacağı yönünde beklenti yüksek, yoksa seçimde ciddi sorun yaşarız” şeklindeki görüşlerini ekonomi yönetimine iletti.
Kulislerdeki bilgilere göre Şimşek, dar gelirlileri rahatlatmak için haziran ayında farklı bir düzenleme yapılmasının planlandığını ancak İran savaşı nedeniyle bu düzenlemenin aralık ayına kaldığı bilgisini verdi. AKP’liler, aralık zammında enflasyon artı yüzde 20 zam yapılacağını iddia ediyorlar.
Mehmet Şimşek’in kendisinden talepte bulunan partililere bu yönde bilgilendirme yaptığı öne sürülüyor. Cumhurbaşkanıyla yapılan toplantılarda da bunun ele alındığı bilgisi paylaşılıyor.
Önceliğin dar gelirliye değil de yabancı sermayeye verilmesini eleştirenler var. Türkiye’de iş dünyasının beklentilerinin hala askıda olması, ekonomik kriz ve savaş nedeniyle vergi ve SGK borçlarının yeniden yapılandırılmasına öncelik verilmemesi tepki çekti. Ekonomi yönetiminin eleştirilere, bu adımların seçim öncesinde atılacağı bir yıllık sürece yayılacağı cevabını verdiği anlatıldı.
Cumhurbaşkanının geçen hafta açıkladığı yatırım paketinin Körfez sermayesini Türkiye’ye çekme amacı taşıdığını, savaş nedeniyle yatırım için cazip olmayan Körfez bölgesinin yerini Türkiye’nin almasının hedeflendiğini savunanlar var.
Ekonomik kriz ve savaşa rağmen yol alabileceklerini savunan bazı AKP’liler, “Hükümetin İran savaşının dışında kalmasıyla ilgili kararına destek var. Güçlü devlet imajını önemsiyor vatandaş. Ayrıca Terörsüz Türkiye süreci başarıyla tamamlanırsa onun da artıları olacak. Özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde bununla ilgili beklenti yüksek” yorumu yapıyorlar. Bunlar partinin iyimserleri.
Ancak seçmenin nabzını tutan ve seçim bölgelerinde vatandaşla yakın ilişki içinde olan iktidar partisi mensupları ise pek iyimser değil. Seçmenin kendilerinden kopmasını ve sessizliğini tehlikeli buluyorlar. “Eleştirmeleri ve bizden bazı şeyleri düzeltmemizi istemeleri anlamlı ama artık bize bir şey söylemiyor olmaları tehlikeli. Sanki umudu kesmiş gibiler…” yorumu yapanlar da var.
Burada tek önemli nokta. Bu kitlenin henüz bir tercih yapmaması. Kararsızların halen birçok araştırmada en büyük parti gibi görünmesinin nedeni ‘mutsuz seçmenin’ beklemede kalması. Bu seçmeni yanına alanın seçimlerde avantajlı çıkacağını bilmeyen yok.
Muhalefetin başına çorap örmek yerine adil bir yarış yapılması, başarı ve başarısızlığın sandıkta görülmesi gibi demokratik yöntemlerin tercih edilmemesi, ‘sessiz seçmen’ korkusundan kaynaklanıyor olabilir mi?
